Selahattin Demirtaş'ın kurgusal zekasını ve mizahını seviyorum. Yazma konusunda yeteneğini de ilk kitabından beri bildiğim için, keyifle okumaya başladım. Okuması çok keyifli kısa öykülerden oluşan bir kitap ve her bir öykü, biraz detaya inilse başlı başına bir roman olacak denli kaliteli.
Ben bu öyküler içinde, "Uçurum" adlı öyküyü okuyunca hem burkuldum, hem öflelendim, hem umutlandım. Keşke dedim, keşke gerçekte uygulansa bu empati. Son cümlesine kadar kalbim ağzımda okudum ve şaşırdım. Şoke oldum.
Çok başarılı, çok öfkeli, çok ironik bir kitaptı.
"Beş belki de yedi balık takılmıştı sıra sıra kancalara. Balıkçı tek tek yakaladı ve eğildi başlarına; bir şeyler fısıldadı. Tuhaftı doğrusu; ardından her birini de birer birer ayırdı kancalarından, denize geri atıverdi.
"Neden?" diye sordu Kenan, ister istemez. "Neden yakaladığın balıkları denize geri atıyorsun?" diye sordu, şaşkındı.
"Onlara hayatın kıymetini öğretiyorum," dedi balıkçı. "Ölümdür, hayata bir mana isnat eden," dedi."