"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" Şeytana karşı kullanılan bu silahla her defasında onlarla yaptığım meydan savaşlarından muzaffer çıkıyordum.
Son olarak dünyadaki tüm şeytanlar toplanarak geldi. Anladım, bu çok daha çetin bir savaş olacaktı. Kâinatı kuşatan bir tesbihle zikrettim. Sanki kâinatın her yanından aynı zikir, aynı tesbih duyuluyor, on sekiz bin âlem ses veriyordu:
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm"
Şeytanlar bıkmadan, inatla tekrar saldırıyor, ben kâinatı velveleye veren bir zikirle mukabele ediyordum:
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" Şeytanların hepsi yanmaya başladı. Ondan sonra hiçbir şeytan bana yanaşamaz oldu. İblis'i uzaklarda ağlarken gördüm...
Nefsin hocası şeytan, yine yanıma geldi. Çok çirkindi ve çok pis kokuyordu. Yalvararak konuşmaya başladı;
"Ben iblisim, sana hizmet etmek istiyorum. Beni ve yardımcılarımı çok yordun."
İblis kendine acındırmaya çalıştı. Şeytandaki bu azim, gayretimi artırdı. "Şeytan insanı cehenneme götürmek için bu denli çalışıyorsa, ben de Rabbime gitmek için ondan bin defa fazla çalışmalıyım," diye azm ü ceht ettim.
"Kendi nefsini büsbütün düşünmekten vazgeçmedikçe Rabbini hakiki manada hatırlayamazsın. Nefsini tamamen unutursan işte o zaman Allah'ın zatına olan sevgi güneşi doğar ve hakiki İhlas başlar. İbadet hakiki olur."