Annem firak damlayan kalbiyle analık duasını etti, nasihatini söyledi.
"Oğul, oğul, her ne olursa olsun sakın doğruluktan ayrılma. Yalan imanı kaçırır."
Saltanatta olanlar, her daim Ehl-i Beytin gölgesini üzerlerinde görerek bu manevi saltanatın sahiplerini kendilerine rakip belleyip irkilmişler ve bu mübarek nesle eziyetten geri kalmamışlardı. Allah resulünün torunlarına reva görülen bu zulüm Abbasi halifesi El-Me'mun zamanında kalkınca dedelerim Bağdat'tan çeşitli yerlere göç eylemişti. Kimisi Yemen'e, kimisi Hicaz'a, kimisi de Fas'a giderken annemle babamın dedeleri Geylân'a gelmişlerdi...
Abdülkadir Geylani Hazretlerinin dedesi İmam Abdullah el-Mahz, Medine'de doğmuş, orada yaşarken fazilet ve takvada ismi duyulur olunca etrafı ondan istifade etmek isteyen insanlarla sarılmıştı.
Bu durumdan rahatsız olan fitneciler, onu Abbasi halifesi Ebu'l- Abbas el-Mansur'a şikayet etmişler; halife de imamı ailesi ile birlikte Bağdat'a getirtip hapsettirmiş ve türlü işkenceler yaptırmıştı. Allah Resulünün torunlarının bazıları bu işkencelerden ölürken İmam Abdullah el-Mahz da hapishanede vefat etmişti. Kabri Bağdat mezarlığındadır.