“Acıdan ve ölümden daha kötüsü vardır.
Daha kötüsü, insanın kendine saygısını kaybetmesidir.
…
Bir şey vardır, öyle yaralar, yakar ve acı verir ki, belki ölüm bile bu ıstırabı dindiremez.”
“Asıl olanı ancak ayrıntılardan anlayabiliriz; kitaplar ve hayat bana böyle öğretti. Her ayrıntıyı öğrenmeli, çünkü hangisinin önemli olduğunu, hangi kelimenin bir şeylere ışık tutacağını asla bilemeyiz. “
Kitabın arka kapağında “ umarım kapağı çevirdiğinde aradığını bulursun” cümlesi yazıyor. Öykü seven biri olarak bir öykü kitabında ne olması gerekiyorsa onu buldum. Akıp giden sizi içine çeken satırlarda samimi, hayatın içinden, bizden yaşamlara konuk oldum. Yazarın dergi yazıları ve zaman zaman karaladığı cümleleri daha önce okuduğumdan her öykünün birbirinden güzel oluşuna şaşırmadım. İnsanların, en çok kadınların yaşadığı tükenmişliğin, yalnızlığın ve o yalnızlığın içinde değersizleştirilmesini sonra o unutulmuş kadınların kendini yeniden bulma hikayelerini okudum. Çoğu öyküde evet bu benim ben de böyle yapmıştım diyeceğiniz, belki aynı keşkelere sahip olacağınız yerler olacak. Kapıyı daha erken çarpıp gidebilseydim daha mutlu olabilirdim diyeceğimiz kitabın ilk öykülerinden olan Şükriye ve Sibel’i anlayacağınız onlara üzüleceğiniz satırların su gibi akıp merakla sonraki sayfaya geçeceğiniz hikayeler. Öykü seversiniz çok seveceksiniz.