Bir gün, birdenbire, tam umudumuzu kestiğimiz sırada. O zaman ufuklar aralanır; "İşte! " diye haykıran bir ses gibidir. Bir kimseye, yaşamınızın sırlarını dökmek, ona her şeyi vermek, onun için her şeyi feda etmek gereksinimini duyarsınız! İçinizdekileri anlatmazsınız birbirinize, anlatmadan seziverirsiniz.
Hani insanın kafasında belirsiz bir düşünce yer eder? Ya da silik, karanlık bir hayal belirir. Derken bir de bakarsınız ki, kitapta bütün bunlar gayet açık, belirli bir biçimde anlatılıvermiştir.
Ama papazlara gitmeye, gümüş tepsiler öpmeye, bizden daha iyi beslenen bir sürü soytarının sırtını kalınlaştırmaya gelince, ben burda yokum! Çünkü insan, Allah'ına saygısını bir koruda, bir tarlada, hatta eskisi gibi, gökyüzüne bakarak da sunabilir.