Gulbz

Gulbz
Eppur si muove
lisans
63 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
10/10
·444 syf.··
2025 7. kitabı
Doğu/Hint felsefesinde geniş yer tutan, "klishta"yı ortadan kaldırarak -dış dünyanın yansıttıklarını alıp kendi içinde yanıltıcı bir düşünceye çevirmek ve bu yanılsama içindeki düşünceyi doğru olarak kabul etmek demektir, renklendirme anlamına gelir- insanın kendi özüne bakmasının önemine sıklıkla değinen ve gene batı felsefesinde geniş yer tutan, Apollon tapınağı kapısında yazan "kendini bil" yazısı ile somutlaşan bir ifade olarak, insanın kendini tanıması ve buna göre davranması gerektiği, böylelikle kendinde kusursuz olmayan şeyleri silerek yeni bir gerçeklik yaratması, bu sayede mümkün olanın en iyisine ulaşmaya çabalamasını salık veren bir kitap olarak aklımda kaldı. Fakat şurası özellikle ilginçti: " Geçmişin değişebileceğini söylediği kısımda, kendini değiştirirsen geçmişte yaşadığın ve o davranışın nedeniyle sebep olan olayların etkisi de ortadan kalkar onlar da biçim değiştirir. Aslında geçmiş şimdidir. İkisi birliktedir. "diyor. Geçmiş nasıl değişir? Sen o sırada neyi neden yaptığını anlayıp davranışını, tutumunu, düşünceni, duygu dünyanı değiştirirsen, aslında geçmiş de değişmiş olur. Çünkü hem o olaylar artık yeni bir anlam kazanmıştır, hem de geleceğin geçmişi olan şimdi, artık öğrenilmiş olan yeni davranışın, tutumun ve düşüncelerin sayesinde farklı yönde şekillenir.
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
Reklam
10/10
·240 syf.··
2025 6. kitabı
İlk bölümlerde ağırlıkla psikolojinin, kitabın geneline sirayet etmiş felsefi öğelerin, Tanrıların savaşı ve insanın yaratılışı kısımlarında mitolojik karakterler ve hikayelerin, bilhassa son kısımlarda postmodern dertlerimizin ustaca harmanlanıp merakı diri tutan bir akışla sergilendiği kitapta, en fazla etkilendiğim kısımların, "hakikatli rüyalar esnasında" kısmında yer alan "içimdeki boşluk, "sende kalan eşyalarım" ve "pişmanlık" kısımları olduğunu söyleyebilirim. Öykü şeklinde tanılmlanabilecek bu metinlerin, duygu katmanlarını okuyucuya yaşatan detaylı ve her birimizin muhakkak yaşadığı/yaşayacağı olayları içermesi nedeniyle yüksek düzeyde empati duymasını sağlayan bir örgüsü olduğunu söylemek mümkün. Lou Andreas-Salome ve Rainer Maria Rilke, Ingeborg Bachmann ve Paul Celan, Martin Heidegger ve Hannah Arendt arasındaki aşk hikayeleri kitabın 116. sayfasındaki kısmı ile özetlenebilir sanıyorum. "Lou Kiev'deki akasya ormanında Rainer ağlama krizine tutulmuşken, dehşete düşmek ve donup kalmak yerine neden Rainer'le birlikte ağlamamıştır? Bu yaşantıdan sonra, neden Rainer'i kollarına alıp yalnız gecelerin karanlığından kurkusunu azaltmak yerine, ona yatağını kapamıştır? Neden "parçalansın diye, düşmesine izin vermiştir?" En az bir kez sormuşuzdur belki: "O aşktan ne anlıyordu? Aşk nedir?" Öte yandan sayfa 158'deki bu kısım aklımda kalacak olan yer: Schopenhauer, "bir insanın başına gelebilecek en iyi şey doğmamış olmaktır," der. Nietzche'nin, insanın gerçekten neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilen o yaşam filozofunun, dostları için haykırdığı iyi dilek mesajını hatırlamalıyız burada: "Sevdiğim insanların acı, yalnızlık ve hastalık çekmelerini, başkaları tarafındn itilip kakılmalarını, hakarete uğramalarını dilerim- dilerim kendilerine karşı derin bir hoşgörü
Bir Terapistin Arka BahçesiAlper Hasanoğlu · Pinhan Yayıncılık · 0119 okunma
10/10
·348 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
"Soluksuz okunan elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap" klişesinin anlamını bir kitap ancak bu kadar iyi verebilir. Ne denebilir ki? Nermin Yıldırım'ın akıl almaz güzellikteki tasvirleri, benzetmeleri, olay örgüsü, akıcılığı, yakın tarihi dönemleri de yansıtan enfes kurgusu ile bittiğine üzüldüğüm 5. kitabı. Diğerleri gibi etkisi bir süre devam edecek şüphesiz. O kadar çok şey var ki alıntı yazmak istediğim. İkisini seçeceğim. "Zira birbirinden çok farklı görünen hayatlar bile aslında bir yerde hep aynıdır. Başkalarınca tutulmuş günlükler, yazılmış mektuplar, okuyana hep bu hakikati anlatır; önündeki karanlığa cılız da olsa tanıdık bir ışık huzmesi bırakır." "Üzülme ve bil ki dünya dediğin lüzumsuz bahçe, bazen her yer, bazen tek bir yer, bazen de hiçbir yerdir. İnsan dediğin kötü bir tohum, bazen her şey, bazen tek bir şey, bazen de hiçbir şeydir. Ama tuhaf olan bu değildir Behiye. Bu işteki asıl acayiplik, öyle ya da böyle oluşunun aslında hiç fark etmeyişidir. Ve işte tam da fark etmediğini fark ettiğin o nefti anda, alemin ritmi bozulur, içi boşalır, bir güvercinin karda bıraktığı ayak izlerine dönersin. Sonra azıcık kar yağar, silinirsin. Böyledir. Yani bütün uzun hikayeler bu kadarcıktır aslında. Ne kadar uzun başlarsan başla, sonunda hep kısacık bitersin. Bir rüyadan öbürüne devrilirken birdenbire nefesin kesiliverir. Ne bahçe kalır geriye ne çiçek ne de tohum. Bitersin."
Saklı Bahçeler HaritasıNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınevi · 20183,983 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
Koreli "hafif depresyon" tanısı konmuş genç bir kızın terapisti ile yaptığı seanslardan oluşan kitapta, aralarında geçen her konuşma açıklıkla anlatıldığı için ana karakterin iç dünyasına girmemiz zor olmuyor. Bu da bir noktada anlattığı şeylerle bağ kurabilmemizi, yaşadığı şeyleri zaman zaman bizim de yaşadığımızın kolayca ayırdına varmamızı sağlıyor. Sırf bu durumun kendisi, getirdiği rahatlıkla hissettiğimiz nahoş duygularla başetmeyi kolaylaştırmıyor mu? Yerinde bir klişe ile bitireyim: Kendinizden bir şeyler bulacağınız, akıcı eğlenceli basit diliyle okuması keyifli, bir göz atın.
I Want to Die but I Want to Eat TteokbokkiBaek Se-hee · Bloomsbury Publishing · 20228,5bin okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
Unutma dersleri alırken, tezat oluştururcasına unuttuğumuzu sandığımız anıları hatırlamak ve asıl unutmak istediğimiz şeyin unutulmaktan ziyade, üzerimizde bir etkisi kalmayacak hale gelmesi mümkün mü? Bazı şeyleri unutmak için önce hatırlamak mı gerekiyor? Fark etmeden canımızı yakan, bilinç altına yerleşip bizi yönlendiren o ufak boşluklar bir iki fırça darbesiyle renklendikten sonra olaylara ve anılara bakışımız nasıl da değişiyor. Hatırlamak, anıları tekrar yazmak oluyor böylece. Belki de en ilginci, hatıralar bizim hatırladığımız şekilde ve kazandırdığımız anlamlarla yeniden yazılıyor. Dolayısıyla gerçeğimiz de.
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20195,4bin okunma
Reklam