İnsanın sabrı ve sonsuz bir şefkati olmalı, ışığın sesine kulak vermeli, ister bir yaprağın üzerinde gezen örümceklerin narin ayakları olsun, ister alakasız bir yağmur olduğunda gurklayan suyun sesi olsun yayılan. Hiçbir şeyi korku ve dehşetle geri çevirmemeli.
"Ben buyum, ben şuyum," deme çabalarımızın, tıpkı bedenin, tıpkı bedenin ve ruhun birbirinden ayrılan parçaları gibi, yanlış olduğunu fark etmemizi sağlıyor. Korkudan arta kalan bir şey var. Kibir yüzünden değiştirilmiş bir şey.
Kapı açılıyor; kaplan zıplıyor . Kapı açılıyor; de korku üstüne korku, beni takip ediyor. Bırakın bir kenara koyduğum hazinelerime gideyim gizlice..... Ama burada kapı açılıyor ve insanlar geliyor; bana doğru geliyorlar. Zalimliklerini, umursamazlıklarını örtmek için hafif tebessüm ediyorlar, beni yakalıyorlar.