Güler Düzgün

Güler Düzgün
9/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:45
YAZGI, üç kuşağın iç içe geçen hikâyesi. Hatice’nin suskun direnişi, Reyhan’ın yarım kalan gençliği ve Melis’in parlayan geleceği… Büyük bir çoğunluğumuz; kendi yaşadığımız sıkıntıları, acıları çocuklarımızın yaşamasını istemeyiz. Bazen de; çocuklar ailelerin yaşadıklarından ders alıp, ben böyle olmayacağım diyebiliyor. Başarabilenlere ne mutlu... Hayat adil değil. Kimisine her şey altın tepside sunulurken, kimisi tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelmeye çalışır. Bunu da herkes başaramaz. İmtihan dünyası... Yazgı; Nebiye Sevük kaleminden, Parlayan Kitap yayınlarından basımı yapılan, 222 sayfadan ibaret roman. İstanbul' un taşı toprağı altın diyerek, Zonguldak' ın Ağaçbükü köyünden İstanbul' a gelen bir ailenin hikayesi. Hatice her ne kadar istemese de; eşi Selim' in baskısı ile İstanbul' a gitmek üzere yola çıkarlar. İşler istediği gibi gitmedikçe, fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalan Hatice' nin, en büyük dayanağı çocukları, Mehmet ile Reyhan olmuştur. Oğlu Mehmet, iş için İzmir'e gitmiş, kızı Reyhan ise ortaokuldan sonra okuyamamıştır. Hatice, temizlik için bir evde çalışırken, uğradığı iftiradan dolayı işten ayrılmak zorunda kalır. Selim; bulduğu hiçbir işte düzen tutmayan, kendisini a** e verip, eve hiç bir zaman ayık gelmeyen karakter. Reyhan; çok sevdiği arkadaşı Ayşe ile her şeyini paylaşırdı. Sevdiği Ali' den sadece Ayşe' nin haberi vardı. Ali ile gizli bakışmalarının kendisini ne kadar etkilediğinden bahseden Reyhan' ın, başka konu konuşmaması Ayşe' nin canını sıkmaya başlar ve Reyhan ile arasına mesafe koyar. Ta ki; gerçek sebebi ortaya çıkana kadar... Reyhan sevdiğine kavuşabilecek miydi? Annelerinin yaşadıkları, Mehmet ile Reyhan' ı ne kadar etkiledi? Ayşe, neden Reyhan' dan uzaklaştı? Ruhumun yorgunluğu çoktan çökmüş omuzlarıma. Acaba yıllarımı
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202522 okunma
Reklam
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:05
Çıban, mutlak iyilerin ya da kötülerin kolaycılığına sığınmadan; herkesin kendi trajedisinde haklı olduğu, ahlaki sınırların silikleştiği, son derece gri ve nefes alan gerçekçi karakterleri okurun karşısına çıkarıyor. Çıban; Furkan Emre Aynur kaleminden, Tilki Yayınevinden basımı yapılan, 284 sayfadan ibaret roman. Hemen hemen hepimiz, hayat şartlarımızın daha iyi olmasını isteriz. Bazen güç çok önemli gibi görülse de; asıl gücün, kişilere bağlı değil de, birlik olma ile alakalı olduğunu kitabımızda Zeynep' in yapmış olduğu iş başvurularından görebiliyoruz. Gerçek hayatta da böyle mi sizce? Liyakata bağlı olması gereken yerlerde torpili olanları görünce, bana ütopik gibi geliyor. Umarım böyle işletmeler gerçekten vardır. Kitabımızda farklı karakterlerde kişiler mevcut. Her biri işinde çok başarılı ama, hep bir tarafları eksik, boşlukta gibi izlenim uyandırdı. Özellikle kitabın başlarında; gençlerin yapmış olduğu sohbet, durumumuzun ne kadar içler acısı olduğunu gösterdi. -"Fake hesabımdan Ali Can' a baktım, ne kadar çirkinleşmiş! Ben bununla nasıl sevgili oldum ayy iğrenç ya, şuna baksana ne paylaşmış!" Bu cümle bile; bazı kimselerin ne kadar boş şeylerle meşgul olduğunu ve maalesef umudumuz olan gençlerin bu duruma geldiğini görmek... Önceden sohbetlerimiz daha farklı idi. Daha anlamlı, daha içten. Şimdi her şey yüzeysel gibi geliyor. Serdar; savunma sanayine insansız hava aracı Vanex' i ekibi ile birlikte kazandıran uçak mühendisi. Sadece 4 arkadaşı olmasına rağmen, onları kırmaktan hiç çekinmeyen ama yine de onlarsız olamayan karakter. Ayruk; en sevdiğim karakter diyebilirim. Özellikle işçi sınıfının hakkını savunan, onları kalantor patronlara ve sistemin çarklarına ezdirmek istemeyen, adaletten yana, kendisine yaptırılmak istenen bir işi aklına yatmadığı için,
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202672 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2026 33. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 17:09
Bildiğimiz zamanlardan çok önce başlamıştı unutulan bu hikâye. Eski bir yolun geri dönüşü onu tekrar yazdıracaktı zamanı geldiğinde. Kadimlerin ilk kehanetlerinden doğacaktı sonun sonuncusu… Son Cadı; Sema Karakurt kaleminden, Kaktüs Yayınlarından basımı yapılan Cadı üçlemesinin ilk romanı. Olaylar bir geçmişte, bir şimdiki zamanda geçiyor. Ara ara başka kitaplardan alıntılar, kitaba ayrı bir bütünlük katmış. Karakterler değişse de; ihanetler, çıkar için yakın gibi görülmeler, o kişiyi kendisine bağladıktan sonra, gerçek kişiliği ile onu yok etmeye çalışanlar değişmiyor. Yazarımızın kalemi, konuya hakimiyeti çok güzel. Mitolojiye, antik çağlara ilgi duyanların severek okuyacağı bir kitap. Dünyaya, beş kız kardeşten oluşan beş meclis gönderilmiştir. Bu meclislerin üçü Hekate’ye ve ışığa bağlıyken, ikisi karanlığa ve Lilith’e bağlıdır. Lilith, insanlığın cadı soyuna yaptıklarından sonra insanlığın tamamen yok edilmesi gerektiğine inanır. Hekate ise bunu asla kabul etmez. O, insanlığı temsil eder ve kehanetin gerçekleşeceğine inanır. Akça; okuldan eve döndüğünde annesi ile babasının tartıştığını duyar. Bir süre sonra gelen silah sesi ile ne yapacağını şaşırır. Babası annesini ö* tür. Bu olay Akça için büyük travmaya sebep olmuştur. Teyzesinin yardımıyla bir ev tutar. Arkadaşı Sanem ile Atlas, sürekli yanındadırlar. Bir gece gördüğü rüya onu çok etkiler. Çok gerçekçi olan bu rüyanın etkisinden gün boyu kurtulamaz. Sonraki gecelerde de, rüyaların devam etmesi üzerine korkuya kapılır. Arkadaşı Sanem' e anlatır gördüğü rüyaları. Fa* gitmeye karar verirler. Fa** nın söyledikleri sonrasında iyice kafası karışan Akça, ne yapacağını bilemez. Kafalarını dağıtmak için, bir grupla birlikte geziye gitmeye karar verirler. Burada onunla telepatik olarak konuşan kadının
Son CadıSema Karakurt · Kaktüs Sanat Yayınları · 202513 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 32. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:50
İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır. Duayı Yeniden Keşfetmek; Mecit Ömür Öztürk kaleminden, Hayy Kitaptan basımı yapılan, 141 sayfadan ibaret eser. Dua teslimiyettir, sabırdır, elinden geleni yaptıktan sonra Allah'a bırakarak tevekkül etmektir. Dua ederek huzuru, mutluluğu bulmayan yoktur. Duayı Yeniden Keşfetmek; Dua Bir Fıtrat, Dua Bir İbadet, Dua Bir Öğretmen, Dua Bir Nişane, Dua Bir Kurtuluş, Dua Bir Teminat, Dua Bir Teselli, Dua Bir Tohum, Dua Bir Hikmet, Dua Bir İmtihan, Dua Bir Adap, Dua Bir Kabul, Dua Bir Tedavi, Yaşama Duayla Tutunmak, Dua Notlarım başlıklarından oluşuyor. Bu kitapta dua bir dilek listesi değil, bir terbiye süreci olarak ele alınıyor. Kur'an-ı Kerim' de insanın kulluk için yaratılmış olduğu bildirilmiştir. Dua, çözümün yalnızca Rabbimizde olduğuna inanmaktır. İnanarak yapılan dua bazen öyle etkili olur ki bir sineğin Nemrut' u mağlup etmesinde olduğu gibi en büyük zorlukları ortadan kaldırabilir. Başına gelebilecek sıkıntılara sabır için sık sık dua etmelidir. Dua kalbin gıdası... Fani dünyada bulunuyor olmanın verdiği gurbet acısının devası.... Ümidini fanilerden kesebilmiş kimselerin duası büyük tesire sahiptir. Ah Rabbim! Kendimi düzeltme, nefsimi ıslah etme imkanlarından beni mahrum eyleme! Dualar vardır, kayıp düşmemizi engelleyen… Dualar vardır, düşmüşsek hızla kalkmamızı sağlayan… Dualar vardır, musibetlerden muhafaza eden… Dualar vardır, acıların tetiklediği ümitsizlik, hüzün ve korku gibi olumsuz duyguları bertaraf eden… Dua, saadetlerin çoğalma sebebi, felaketlerin dalgakıranı… Sonsuz rahmet hazinelerinin anahtarı, tükenmez manevi kuvvetlerin çekim noktası…
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202686 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:41
Ailesi uçak kazası sonrası kaybolmuş olan bir kadın... Onların hâlâ hayatta olduklarına inanarak çıktığı cesur yolculuk... Gizemli bir orman... Sekoya Ağacı; Yusuf Öztürk kaleminden, Perseus Yayınlarından basımı yapılan, 200 sayfadan ibaret macera türünde roman. Hayatınızda her şey güzel gidiyor, tatil planı yapıyorsunuz, bir sebepten siz gidemiyorsunuz ama, aileniz gidiyor ve bir acı haber... Her şey anlamsız gelmeye başlıyor. Ne kadar kötü değil mi? Polis olan Lora , eşi Luis ve 8 aylık bebekleri Jasper ile mutlu bir hayat sürerler. Tatil planı yaparlar, her şey ayarlanır. Tam yola çıkacakları sırada, Lora' ya görev gelir ve gidemez. Eşine oğlunu da alıp gitmesini, kendisinin de işi biter bitmez onlara katılacağını söyler. Nereden bilebilirdi ki; onları son defa gördüğünü... Gelen bir habere göre; planör düşmüş, pilotun ce bulunmuş ama eşi ve oğlu ile ilgili bir şey yoktur. Lora bunalıma girer, görevinden istifa eder. Sürekli kabuslar görür. Bir sabah uyandığında, aklına eşinin ve oğlunun ce bulunmadığı gelir. Ya hala yaşıyorlarsa? Bu umutla kimseye bir şey söylemeden, planörün düştüğü, Darkfell Ormanına gider. Arazi çevrili ve giriş yasaktır. Ne yapacağını düşünürken, Sonia, Kevin ve Bobbie ile karşılaşır. Durumunu anlatır. Onların da kayıp bir arkadaşları vardır. Birbirlerine yardımcı olmak üzere yola çıkarlar. Sandıkları kadar kolay olmayan bu yolculukta , Lora ve arkadaşlarını neler bekliyordu? Lora' nın eşi ve çocuğu yaşıyor mu? Darkfell Ormanının gizemi neydi? Yaşamanın nefes alıp vermekten öte olduğunu o an anlamıştı İnsanlar ellerindeki ufak imkanları kaybetmekten korkarak risk olmayınca ne büyük fırsatları kaçırıyorlardı. Orman istediğini alıyordu. Baba oğul birbirine düşürmüştü. Orman, bina, asansör ya da onu oraya hapseden karanlık enerjiye nasıl ad
Cehennem Geçidi: Sekoya AğacıYusuf Öztürk · Perseus Yayınevi · 202569 okunma
Reklam