Ve yine bu kabilenin insanları, bir başkası üzerinde etki yapabilmemizin tek yolunun kendi yaşamımızdan, kendi davranışlarımızdan ve eylemlerimizden geçtiğine inanırlar.
Bu insanların inancına göre, bir kişinin kendinde değişiklik yapabilmesinin tek yolu bunun kararını kendi başına vermesidir ve herkes kendi kişiliğinde her türlü değişikliği yapma gücüne sahiptir.
Daha da önemlisi tam karşımızda oturan kişiyi iyice gözlemleyebileceğimize inanıyorlardı. Tam karşımızda oturan kişinin bizim bir yansımamız olduğunu düşünüyorlardı. O kişide gördüğümüz ve beğendiğimiz nitelikler, bizde de olan ve daha da güçlendirmek istediğimiz niteliklerdi. Bunun tam tersine o kişide hoşlanmadığımız davranışlar ve tavırlar da bizim üzerimizde durmamız gereken yönlerimizdi. Kendi varlığımızda aynı gücü ya da güçsüzlüğü hissetmezsek,
karşıdaki kişinin iyi veya kötü niteliklerini yargılamamız olanaksızdır.
Ben onlara soyu tükenmekte olan bazı hayvanlardan söz ettiğimde, bana,
mutantların, bir hayvanın soyunun tükenmesinin insanın sonuna bir adım daha yaklaşmak olduğunu anlayıp anlamadıklarını sordular.
Dış derilerini belirli aralıklarla değiştiren yılanları izlemek de bizler için son derece eğiticiydi. Eğer bir kişi yedi yaşındaki inançları ile otuzyedi yaşında kendini hâlâ iyi vemutlu hissedebiliyorsa, bu kişi ömrünü boşa harcamış demektir. Eski düşüncelerden, alışkanlıklardan, inançlardan ve sırasında eski arkadaşlardan sıyrılmak gereklidir. Bir şeyleri arkada bırakıp yürüyebilmek insanlar için güç bir derstir ama yine de yermek gerekmez. Bu onun için sadece bir zorunluluktur. Yenilikler, ancak onlar için yer açtığınız zaman yaşantınıza girebilirler.