Bu kitap, başlığından da anlaşılacağı üzere, Kur'an'ın indirildiği Cahiliye toplumunun ahlaki yapısını ve insan ilişkilerini, o döneme ait şiirlerden örneklerle okuyucularına sunarak akademik bir çalışma ortaya koymaktadır. Eser, bu sayede İslam'a ve Kur'an'a bakışımızı derinleştirmeyi amaçlamaktadır.
Kitapta, Cahiliye toplumunun tek bir inanç ve siyasi birliktelikten yoksun olması nedeniyle ortaya çıkan kabilecilik, asabiyet ve aralarındaki güç gösterisi veya gösteriş tutkusu, yine o devrin şairlerinin şiirlerindeki örneklerle incelenmiştir.
Hani bir söz vardır: "Allah Kur'an-ı Kerim için Arapça dilini mi seçti, yoksa Arapça dilini Kur'an-ı Kerim için mi hazırladı?" Ben bu söze şöyle bir ilave yapmak istiyorum: Allah, toplumun çökmüş bir örneğini veyahut çöküşe götüren ahlakı bize göstermek için mi Kur'an'ın Cahiliye toplumunda yayılmasını istedi?
Ayrıca yazarın bu eseri bize şunu net bir şekilde ortaya koymaktadır: Cahiliye toplumunda sergilenen cömertlik, misafirperverlik, cesaret ve himaye gibi pek çok güzel hasletin ardında bir benlik gösterisi ve kibir yatıyordu. Öyle ki, şairler şiirlerinde verdikleri ziyafetleri veya düşmana karşı gösterdikleri kahramanlıkları, Allah rızası için değil, kabilenin övgüsünü kazanmak için yaptıklarını açıkça dile getiriyorlardı. İşte İslam, böyle bir topluma kardeşliği, karşılıksız ve yalnızca Allah rızasına dayalı iyiliği getirmiş ve beraberinde onları tek bir inanç altında tek millet yapmayı başarmış tek dindir. Bu durum bize, Cahiliye'nin sona ermiş bir ahlak kültürü olmadığını; aksine, kibir ve gösteriş gibi hasletlerin artmasıyla toplumda her an yeniden ortaya çıkabilecek bir cehalet biçimi olduğunu gösteriyor.
Kitapta anahtar kelime olarak, "cehl" kavramını semantik derinliğiyle ele alarak bize detaylı bir şekilde sunmuştur.