Eğitimli milisler özellikle Antik Yunan toplumlarında sık görülen bir şeydi ama Sparta bu anlayışı uç noktalara taşıdı. Sparta için bu, insanın doğduğu gün başlayan bir şekillendirme süreciydi: Yeni doğanlar
ordunun hammaddeleri olarak görülüyordu ve Spartalı bir bebeğin yaşayıp yaşamayacağına ihtiyarlar heyeti karar veriyordu. Starr: Kusurlu görünen bütün çocuklar Taygetos Dağı'ndaki bir uçurumdan atılıyor ve aşağıdaki sivri kayalara düşüp ölüyorlardı, diye yazmıştır.
Yaşamaya değer görülen bebekler ise "Spartalıların bebekleri rahatsızlığa ve teşhire alıştırma âdetine" maruz kalıyorlardı. Yedi yaşına geldiklerinde ailelerinden koparılıp eğitim kampına gönderiliyorlardı.Spartalılar genç birer yetişkinken ise akranlarıyla toplu olarak askeri yemekhanelerde yemek yiyor, evin huzurundan bihaber büyüyorlardi.Yemek çalsınlar ve sorunların altından kalkabilsinler diye onlara özellikle az yemek veriliyor ama yakalanırlarsa da bu kez ağır cezalara
çarptırılıyorlardı. Spartalı çocuklar Grek dünyasının en iyi savaşçıları oluyorlardı çünkü kültürleri onları bu şekilde büyütüyordu.
1929 yılında borsa çöküp de on yıldan fazla sürecek bir ekonomik krizi tetiklediğinde, Başkan Herbert Hoover'ın Hazine Bakanı Andrew Mellon, kendilerini bekleyen sıkıntının iyi bir şey olduğunu düşünmüştü. Hoover'in anılarında yazdığına göre "Sistemdeki kokuşmuşluğu temizleyecek" demişti. "Hayat pahalılığı azalacak. İnsanlar daha çok çalışıp daha ahlaklı bir hayat yaşayacaklar. Toplumsal değerler düzelecek ve girişimci insanlar, yetersiz insanlardan enkazları devralacaklar."Mellon'ın açısından belki de dileği gerçek olmuştur. Büyük Buhran gerçekten de lüks hayatlar, gizli içki satan mekânlar, caz, flapper kadınları, Charleston dansı ve sinema filmlerinin çıkışıyla hatırlanan 1920'lerin sonunu getirdi.
Elinde "Sonumuz Yakın!" yazılı bir pankart tutan, dandik bir Nostradamus gibi olacağım ama Tunç Çağı'nda yaşanan çöküşün modern bir versiyonu bizim de başımıza gelebilir. Ya da antik dönemde Asurlularda
olduğu gibi şu anki küresel süper güç de aniden dağılabilir ve dev bir jeopolitik boşluk oluşabilir. Roma'nın günümüzdeki dengi, tipki Roma Imparatorluğu gibi parçalanabilir. Bir pandemi baş gösterebilir ve eğer yeterince kötü olursa, bizlere modern tıptan önce insan hayatının neye benzediğini hatırlatabilir. Nükleer bir savaş çıkabilir veya çevresel bir felaket bizleri bekliyor olabilir. Gelecek nesillerin kitaplarda,insanlığın uçlardaki deneyimlerine veya yapılmaması gereken şeylere ornek olarak okuduğu şeylerden birine dönüşebiliriz.
Nihayetinde kibir, oldukça tipik bir insani özellik. Babamın dediği gibi: "Fazla havalara girmeyin."
Günümüzde tarihi kalıntılara yaptığımız muameleyi gelecekte bizim mezarlarımıza, binalarımıza ve insan kalıntılarımıza yaptıklarını hayal etmek zor gelebilir ama kazıdan çıkan mumya da muhtemelen kendi
zamanında aynen böyle düşünmüştür.