Bu değişimin en önemli parçalarından biri ise Medici'ler gibi güçlü ailelerin varlığıdır. Onların koruması altında pek çok sanatçı ve bilim insanı, çalışmalarını güvenle tamamlayabilmiştir.Sanatçıların saraylara kabulünü sağlayıp bu vesileyle onlara büyük imkânlar sunan da yine aynı kişilerdir.
Şifa için birkaç otu kaynatan bir kadının cadı olarak asıldığı, para ile cennetten toprakların satıldığı ve sadece İncil okumanın serbest olduğu bir dönemden, biliminsanları, kâşifler ve sanatçıların dünyasına geçilmiştir.
15. yüzyılda ortam değişiyor ve dini söylemlerin yerini hümanist ve bilimsel ifadeler alıyordu. Mesela Papa X. Leon'un "Tüm insanlığın ruhu aynıdır,” cümlesi, “Herkesin ayrı bir kişiliği, ruhu ve ruhun ölümsüzlüğü vardır," söylemine bırakmıştı yerini.
Ortaçağda hayır işi adı altında kiliselere bolca para verilip bu fonla inşa edilen yapıların çoğu dine hizmet ederken Rönesans döneminde kent evleri, resimler, saraylar,kır evleri, heykeller, halılar ve renkli camlar yaptırılmıştır.
Böylesi karanlık bir atmosferin hâkim olduğu ortaçağ toplumu da ağırlıklı olarak dinden yola çıkan eserler üretecekti elbette; gotik katedraller tanrısallığı vurgulamak için gökyüzünü delecekmişcesine yükselmiş, resimler ise genellikle öğretici olma kaygısıyla yapılmıştı... Tabii tüm bunlar Rönesans ile birlikte yavaş yavaş değişecekti.