Büyük Alman oyun yazarı Bertolt Brecht'in (1898-1956) söylediği gibi, öpücükler olmasa da yaralar iz bırakır.
Tarihin büyük kısmı yara izleriyle ilgilidir.
Da Vinci, gayrimeşru bir çocuk olmasından dolayı hiçbir zaman okula gidememiştir. Bu da yaşadığı dönemde son derece normal karşılanan bir şeydi. İnsanlar dini inançlara göre yaşıyor ve evlilikdışı bir ilişkiden doğan
çocuklara bu tür kısıtlamaları reva görüyorlardı. Bu nedenledir ki Leonardo, Yunanca ve Latince bilmez. Anadili olan İtalyancada ise hayli bozuk bir
grameri vardır.
Ancak burada dikkatinizi çekmek istediğim yer Leonardo'nun anatomiyi çok iyi bilmesi değil, onu çok iyi resmedebilmesidir. Şunu açıklığa kavuşturalım: Anatomi hakkında bilgi sahibi olan her zaman Della Torre'ydi. Leonardo ise çizimlerden öteye gitmedi.
Onunla tanıştıktan sonra kadavralar üzerinde incelemeler yapıp gözlemlerini çizime döken Da Vinci, Della Torre ile birlikte İnsan Anatomisi adlı bir kitap hazırladı. Bu kitap için kırmızı tebeşir ile yaptığı çizimler tıp tarihinin en eski, en detaylı ve en güzel anatomi çizimleridir; erkek ve kadın vücutlarının kas, sinir ve kemik yapısını
benzersiz bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Da Vinci dışa dönük yapısıyla herkesi iyi yönde etkilemeyi başarıyor, güzel giyinip güzel konuşuyordu. Bilime ve tüm canlıların
özgürlüğüne inanıyordu. Bu yüzden Floransa sokaklarında gezerken kuşçulara gider, kafeslerdeki bütün kuşları satın alır ve kapılarını açarak hepsini özgür bırakırdı.