Eğer daha önce bir Sümer heykelini gördüyseniz, muhtemelen MÖ 2144 civarından itibaren Lagaş'ı idare eden vali ve sosyal reformcu Gudea'ya aittir. Gudea, kadınların mülk miras almasına izin vermek de dahil olmak üzere, memleketi şehir devletinde bir dizi sosyal reforma ve inşaat projesine imza atmıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aynı zamanda bu ilk nehir kıyısı topluluklarında çok zorlayıcı bir sorun olan sellerle başa çıkmak için de anlaşmalara ihtiyaç vardı. Şuruppag isimli kültürel merkez MÖ 3100 civarında su altında kaldığında, hayatta kalanlar ile komşu şehirlerin sakinleri
bunun hakkında konuştu ve bu hikâye bin yılı aşkın süre boyunca tekrar tekrar anlatıldı. Hatta tüm dünyanın sel altında kalmasından sağ çıkan efsanevi Nuh figürü Utnapiştim'in o sıralar Şuruppag valisi olarak hizmet verdiği bile söylenmiştir.
Omo fosilleri 1967'de keşfedildi ve o zamana dek, bildiğimiz kadarıyla insanlığın kökeninin Etiyopya'ya dayandığına işaret eden
fiziksel kanıt bulunmuyordu. Dolayısıyla, iki bin yılı aşkın süre önce Yunan yazar Diodorus Siculus'un (MÖ y. 90-30) Bibliotheca Histori-
ca'sında Etiyopya hakkında şunları yazması biraz tuhaftır:
"Etiyopyalılar, tarihçilerin açıkladığı üzere, tüm insanlığın başlangıcıdır ve yine tarihçilere göre, bunun kanıtları ortadadır.
Çünkü onlar topraklarına dışarıdan göçmen olarak gelmemişlerdir; oranın yerlileridir ve dolayısıyla da autochthones (yeryüzünün insanları) ismini, tarihçilere göre haklarıyla taşırlar;dahası, öğlen güneşinin altında yaşayanların büyük ihtimalle dünyanın doğurduğu ilk insanlar olduğu herkesçe nettir; çünkü evrenin ortaya çıkışında güneşin sıcaklığı halen ıslak olan
dünyayı kurutmuş ve ona yaşamın tohumlarını attığı içindir ki, güneşe en yakın bölgenin canlılar ortaya çıkaran ilk bölge olması makuldür."