Vermeer'in İnci Küpeli Kız ve Süt Döken
Kız resimleri daha çok bilinse de gerçek başyapıtı Resim Alegorisi adlı çalışmasıdır. Leonardo, Mona Lisa'yı nasıl öldüğü güne kadar yanında taşıdıysa aynı şekilde Vermeer de öldüğü güne kadar (Viyana Sanat Tarihi Müzesi /Kunsthistorisches'te bulunan) Resim Alegorisi'ni yanından ayırmayıp, hiçbir zaman satmayı düşünmedi.
Vermeer'in diğer resimlerindeki kadınlarda olduğu gibi sadece işine odaklanmış. Vermeer kadınlara kızgınlık, seksilik gibi ekstra duygular (anlamalar) yüklemez, onları
olabildiğince doğal halleri ile gündelik
hayatın içerisinde resmederdi.
Sanatçıların hayatına baktığımız zaman hemen hepsinin hayatına dokunan isimler olduğunu görüyoruz. Leonardo'nun Medici
ailesi, Caravaggio'nun Francesco Maria del Monte'si, Van Gogh'un Theo'su gibi. Bu anlamda Vermeer'in hayatında da 25 yaşında tanıştığı Pieter van Ruijven'in etkisi oldu.