Öyleyse
"bereketlendir kalbimizi ey Ramazan "
Ruhumuza bir ruhûlkudus gibi gelen kutlu Ramazan.
Yüksel şerefelerden bir kere daha.
Ey 20.yüzyıl akşamlarında bir ahir zaman havârisi gibi gelen kutlu orucun akşam ezanı...
Yüksel bir kere daha ey ahir zaman ezanı... Sezai Karakoç
Aşkı tarif etmede en güzeliyse yine aşktı.Ve nihayet yakan yan yana haşrolunca bir " derviş", bir dervişten "gözyaşı", gözyaşından "aşk" kaldı.Gerideyse ne bir Yunus, ne bir Taptuk, iki Emre'den " Aşka Ağlayan Derviş" kaldı.
Aşkın adı, sevgiliye varmanın umurunu taşimaktı. Hem dün, hem bugün,hem yarın ona endişelenebilmekti. Yunuslar içinde dervişi bulmaktı aşkin adı.Yananla yakanı yan yana haşredip yandım da kandım, yandıkça dondum, yandım da oldum diyebilmekti.. İçine düştüğü kaynar kazanı buza cevirmekti aşk.
Yunus EmreAşka Ağlayan Derviş