Bak Kardeşim, şu kainatta her ne şey var ise var olan diğer herhangi bir şeyden ötürü var. Birbirinin tamamlayıcısı, bütün mekanlar tek ve yekmekan, bütün mekanlar yok ve lamekandır. Her şey birdir, çünkü her şey minnacık şeyden gelir, dağ taş bilir bunu, çayır çimen bilir, yayla yatak bilir, bulak koytak bilir, ova deniz bilir, canlı cansız her nesne bilir.
…
Varoluş denen yığma duvarın birbirini itmeyen, tutmayan, birbirine koltuk çıkmayan tuğlası yoktu Kardeşim. Ne olur oynatma şunları yerinden, harçlarını kazıma, kirişlerini kırpma, kolonlarını budama. Uyan!
Günümüzde çok fazla seçenek vardı ve bu seçeneklerden her biri bitmez tükenmez bir şekilde çatallanıyor, böylelikle de her türlü radikal değişim ihtimalini de dışarıda bırakıyordu. Hayal edebildikleri en devrimci gelecek şirketlerin yönetim kurullarında cinsiyet eşitliğine ulaşılmasından, elektrikli otomobillerden, vejetaryenlikten ibaretti.
Daha basit anlatayım: Boşlukta kalan bir şey yoktur. Hayat denen Hereke halısının birbirine ilmeklenmemiş düğümü yoktur, onun bununla alakası yok diyebileceğin bir şey yok, şu şunun başlangıcı değil, zaten şu da şunun devamı değil diyebileceğin hiçbir şey yoktur. Alnını kırıştıra kırıştıra bakar , görmezsin.