Ellerim koşarak gidip ellerini tutmak, burnum boynunun tenhalarına gömülüp derin derin koklamak, gözlerim kollarının arasına sokulup içli içli ağlamak, dudaklarım yüzünün her yerini uzun uzun öpmek ve kalbim cebine girip o nereye giderse onunla gitmek istiyordu. Onca yıldır gül gibi geçindiğim organlarım adeta kazan kaldırmış bana karşı isyan çıkarıyorlardı. Onları zaptedip olmaları gereken yerde nasıl tutacağımı bilmiyordum.
Sonra işte çok özledim. Özlemekten kalbim ağrıdı. Kavuşamayacağınızı bildiğiniz özlemekler çok çirkin ve silahlı. İnsanın doğrudan canına nişan alıyor.
Yokluğun varlıktan daha çok yer kapladığı zamanlar var, bildiniz mi? Bir gün illa bilirsiniz.Yani biri eksildiğinde, evinizde yer açılmaz da tam ortasında kocaman bir delik açılır. Artık o deliğin üstüne basmadan devam etmeniz gerekir. Basarsanız düşersiniz. Kıyıdan kıyıdan yaşamak diye bir şey var, zamanı gelince mutlaka öğrenirsiniz.
Ölüm birtakım şeyleri sabitliyor. Günay abinin yaşını sabitliyor, Recai abinin gülüşünü sabitliyor. Annelerin ıstırabını ve benim bu dünyadan hiçbir zaman hiçbir halt anlamayacağım gerçeğini sabitliyor.
Biraz yürümek bana iyi gelir diye düşündüm çünkü yürümeyi hiç sevmem. Yürümeyi sevmem ama sevmediğim şeyleri yapmayı severim. Çünkü sevdiğiniz şeyleri yaparken zaman hiç geçmesin istersiniz.