Belki de haklılardı . Belki de Azur yüzündendi her şey.
Bütün ömür boyu damla damla biriktirdigimiz hüzünlere, kederlere sonradan tek bir kişinin sebep olduğunu sanmak ne büyük yanılsamadır. Ama insan beyni, kendini aldatmakta ustadır.
Gene alttan aldı. Kadınlar zaten hep bunu yapardı. Birlikte oldukları erkeğin kendilerinden bir alanda daha bilgisiz olduğunu anladıklarında, onu eleştirmek yerine , kendilerini didikler; onun ilerlemesini beklemek yerine,kendileri geri adım atardı. Zekalarını istenen düzeye indirirlerdi ki gereksiz yere çatışma, çelişki, gerginlik yaşanmasın.
Broşürde başka renk seçenekleri de mevcuttu: Davos Beyazı, Venedik Leylağı, Uzakdoğu Ejderha Kırmızısı, Suudi Çöl Pembesi,Gana Polis Timi Hakisi veya Endonezya Ordu Taburu Yeşili. Kim bilir kim veriyordu bu ismleri renklere? Hangi akla hizmetle? Merak etti Peri, acaba etrafındaki sürücüler hava attıkları pahalı ve fiyakalı arabaların Gana' da polis üniformalı ya da Sahra' da
çöl fırtınalarıyıla ilişkilendirildiğinin farkında mıydılar?
Böylece Levent epeydir fırsat bulamadığı için sürekli hayıflandığı bir yolculuğa çıktı. Ana babasını ziyaret etmeye gitti. Bir koltukta değil, bagajda, yolcu valizlerinin yanında.
"Ne?"
" Yazıda gramer, dilbilgisi filan nerdeyse yok. Biraz zor oluyor okuması."
"Annenin ölümünün dilbilgisi, grameri olmuyor ki Eda. İnsanın annesinin ölümü zaten hayatın anlatım bozukluğu."