Arkasına saklanarak yaptığın fedakârlıkların altında, kurban rolüne bürünmenin konforu varsa; başına gelenler için hâlâ başkalarını, olayları suçlayıp herkesin sana haksızlık yaptığını mı düşünüyorsun?
Peki ya bugün taşıdığın bu sıkıntı, bu haksızlık hissi; hayatın sana rağmen, kendini bulman için önüne çıkardığı bir fırsatsa?
O hâlde soruyu sormanın zamanı:
Bu fırsatı görüp cesaretle dönüşmeyi mi seçersin,
yoksa döngünde kalıp konfor alanından çıkmamayı tercih ederek koskoca bir hayatı heba etmeyi mi?
Bence kitabın asıl sorusu şu:
Artık kaçmayı bırakıp kendini tanımaya ve gerçekten yaşamaya hazır mısın?
Eğer aynaya bakabilecek cesaretin varsa,
kendini tam da kaybettiğini sandığın yerde bulman mümkündür.
Öyleyse…
Eğer içinde böyle bir niyet varsa,
bu kitap sana ilham olsun.
Benim için bu yolculukta keşfettiğim Ölü Ozanlar Derneği filmi de aynı şekilde ilham vericiydi.