Yazar, ana karakterin varoluşçu felsefeye sahip olduğunu sezdirmiş. Bu felsefeye sahip bir karakterin bunca çabayla insan manipülesi üzerinde çalışması ve buna kafa yorması bana çelişkili geldi. Açık bir şekilde kadın düşmanı düşünceleri sıralaması, sıkı bir “incel” erkek izlenim uyandırırken, karakterin aynı zamanda kadınlara olan tutkusu ve ağdalı bir dille kadınları güzellemesi yine bir tezat oluşturuyor. Yazarın vermeyi istediği “çok sağlam, zeki, estetik düşkünü ve keyifçi” kişilik, bu çelişkiler yüzünden kafamda çok zayıf ve başı boş bir kişiye dönüştü. Verilmek istenen hava buydu belki de.