Sevgi; müspet yolda, diğerkâmlık cephesiyle, vicdanın vazifeye yönelik unsurlarını kuvvetlendirir ve inkişaf mekanizmasında hızlı ve idrakli bir yürüyüşü sağlarken; bencillik cephesiyle de, nefsaniyet unsurlarını tahrik eden menfi kudretleriyle, inkişafın yürüyüş temposunu ağırlaştırır ve insanı zahmetli, ıstıraplı şartlar içine sokar. Böylece her iki takdirde de, öz bilginin artmasına, birbirine zıt yollardan sebep olur.
Böylece insanlar, sorumluluk sezgilerinin gittikçe güçlenen baskıları altında, otomatik veya yarı idrakli olarak, insanlık mertebesini bitirmeye çalışırlar ve bunun için insanlık hayatında yüz binlerce görgü ve deneyim geçirir, yüzyıllar boyunca yaşarlar.
Akhilleus’un yanakları utançla kızarmıştı, gözlerinin altında bitkinlik vardı. Bu kolay güvenme huyu, tıpkı elleri ve mucizevi ayakları gibi onun bir parçasıydı. Ne kadar canım yanmış olursa olsun, Akhilleus’un bu duyguyu kaybetmesini ve bizler kadar huzursuz ve korku dolu olmasını asla istemezdim. Ne olursa olsun.