“Devlet düzeninden söz edildiğinde o düzeni kuranlar, devletin otoritesinden söz edildiğinde o otoriteyi kullananlar, devletin kanunlarından söz edildiğinde o kanunları yapanlar aslında hep insanlardır… Ve bu insanların belli siyasal tercihleri, belli ideolojik eğilimleri, belli dünya görüşleri vardır. Toplum içinde belli bir sosyal sınıfın veya grubun temsilcisidirler, hiç değilse bir sınıfın veya grubun daha yakınındadırlar. Dolayısıyla, ‘devlet’ adına yapacakları kanunlar, alacakları kararlar açıktan açığa ve doğrudan doğruya toplumun bir kesimini, bir sınıfını gözetmese bile, bazı sınıflar ve zümreler bunlardan diğerine göre daha çok yararlanacaklardır. Gerçi onlar çoğu zaman aldıkları kararların tüm ‘ülke yararına’, ‘ halk ve milliyet yararına’ olduğunu ileri süreceklerdir. Fakat bu iddia gerçekleri değiştirmeyecektir.”