"Dünya ona göre içinde bulunduğu durumdan ibaretti. O, üstün ve karşı durulmaz kuvvetlerin elinde idi ya, bütün memleket de öyledir sanıyordu. O, kımıldamamaya mahkumdu ya, o, hayır demeye kalkıştığı zaman nasıl yakapaça götürülecekti ya, bütün memleketi de kendi gibi tıpkı kendisi gibi evet demeye, her şeyi kabul etmeye mecbur sayıyor ve memleketin 'hayır', 'asla' deyişinde kendi mahvını görüyordu. Kendi mahvını milletin ve memleketin kurtuluşundan ayırabilecek yaratılışta değildi. "
"Ölmek bir şey değildi. Bu ölümlerde gururdan şerefe kadar insanı saran bir mükafat vardı. Fakat insan önce ölmesini bilmeliydi. Ölmek kurban edilmek, kurban olmak değildi. Hele kurban etmek hiç olmamalıydı."