Türk gençliğinin akıttığı,sel gibi döktüğü kanı, şüphesiz vatanın kuru topraklarını sulayacak ve büyük bir feyz ve bereketle bu muazzez vücutların yerine daha faydalı, daha intikam alıcı,daha gayretli,daha bilgili... Hâsılı Türklüğü, Türk vatanını,Turanını,eski haşmet ve azametinden daha yüksek ikballere,şevketlere çıkaracak, filizler fışkıracak.
İşte o zaman o şevket ve azametin ortaya çıkardığı bu kahraman, mütefekkir gençlerin, büyük atalarının namıyla kutsanıp yükseltilecek kahramanlık hikayeleri destan olacak ve kendi gelecek ve saadetlerini bu şehit ve fedâilere borçlu olduklarını iftiharla itiraf edecek.
Naci!.. Sen ve emsalin ölmediniz,bir iki kazma darbesiyle oyulmuş bir çukura gömülmediniz; siz büyük Türklüğün, Müslümanlığın sinesinde hürmet ve saygıyla yaşayacaksınız!
Bu sesler pek yakıcı ve ilâhî idi. Fakat ben bu seslerde insanları ahirete yaklaştırmak isteyen bir şey gördüm ve sıkıldım.
Ahiret...İyi, neticede herkesin müracaat edeceği bir kapı idi. Fakat bizim için pek erken değil mi?..
Hey gidi korku.Fersahlarca mesafe uzakta, dereler içine kurulmuş bir ordugâhta, aynı zamanda çadır içinde bulunan bir lamba hiç düşman tarafından görünür mü? Fakat korku bu... İnsanda hiç de akıl bırakmıyormuş. Yüzbaşım sakinleştirdi.
Issız dağlarda şöyle birkaç kazma darbesiyle açılmış bir çukura atılarak, sonra başucuna bir kırık tahta veya ağaç, belki de hiçbir şey koyulmayarak ve hatta hayvanların ayağı altında ezilmeye mahkûm kalmak... Nihayete kadar her şeyden, bütün sevdiklerinden uzak ve terk edilmiş kalmak...