İnsan doğar. On-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasında nasıl hapsedildiğini fark eder. Aslında bu bir histir, bilgi değil.
….. “Kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlarla doldurur. Buna, büyüme denir”
“Her şeye yeniden başlayacakmış gibi sabah erkenden kalktım yatağımdan, içimde, o gün hayatımı bütünüyle değiştirecek bir olay yaşanacakmış gibi bir his vardı. Bunlara alışkın olmadığm halde, küçük de olsa, dışarıdan gelecek bir olayın hayatımı değiştirmesini bekliyordum”
Yağmur yağarken bile böyle bir saray yerine, bir tavuk kümesi görsem, ıslanmamak için oraya sığınırdım. Ama kümes beni yağmurdan korudu diye de ona minnettar kalıp, saray gibi göremem doğrusu. Bana gülerek, böyle bir durumda kümesle sarayın arasında bir fark olmadığını söyleyeceksiniz.
"Evet, yaşamda tek amacımız ıslanmamak olsaydı, söylediginiz doğru olurdu." diye cevap veriyorum size.