Batı medyasının bakın dediği pencerelerin çok ötesinde karanlık diye nitelendirilenlerin nasıl aydınlık yüzler olduğu gerçeğini koyulduğu zorlu yollarla okuyucusuna sunar.
Aslında kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra durup elimden bıraktım neden okumalıyım ki dedim herşey bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önünde yaşanılıyor ve bizler İşgalci, soykırımcı, lanetli İsrailin 75 kusür yıldır Filistin halkına yaşattıklarını izliyoruz. Yabancı bir yazarın yazdıklarının şimdiki gerçeklikten beni çıkartıp almasını ve insanların bedenlerinin paramparça edildiği 16 bine yakın çocuğun öldürüldüğü, açlıktan ve susuzluktan insanların kırıldığı, bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği, hastane, okul, ibadet yerlerinin bombalandığı, insanların üzerine eğitimli köpeklerin salındığı bir vahşet tablosundan gözümü nereye çevirecekti ki... Aylardır hergün masum ve mazlum Filistin halkının acısını yüreğinde hisseden kalbime neyi anlatacaktı ki bu kitap. İnsan haklarının, adalet ve hukukun güçlülerin elinde oyuncak olduğu bir dünyada hangi hakikatin sesini duyuracaktı ki... Bu düşünceler içinde okumamaya karar verdim.Geçen bir iki günün ardından bu kitap şu an elimdeyse okumam gerektiği hissine kapıldım ve okumaya başladım.Kitaba dair çok şey yazılır belki ama yoğun olarak hissettiğim duygu şuydu doğduğunuz, yaşadığınız yerden koparılmış sürülmüş, yok sayılmış ve yerinize başka insanlar konulmuş. Ve siz ömrünüz boyunca size ait olanın gasp edildiği gerçeğini anlatmaya çalışmış, duyurmaya çalışmış, mücadele etmiş ve kimseye sesinizi duyuramamışsınız. Ve sizden zorla alınan evinizi, toprağınızı geri almanın yolunun da zorla ve güçle olabileceğini anladığınız noktada direnişinizi silahlı mücadele üzerinden yürütmeye başlamışsınız bu seferde sizi görmeyen acılarınızı umursamayan insanlar tarafından şiddet yanlısı ve terörist olarak etiketlenmişsiniz netice itibariyle vicdanını yitirmiş menfaatleri için her şeyi yapan karanlık yüzlerin olduğu bir dünya da aydınlığın