Serinin 4. Ve son kitabı, araya fazla zaman girmeden okuyabildiğim icin bağlamdan kopmadan akışı takip edebildim. Konu itibariyle fazla kaleme alınmayan arkadaşlık konusunu merkeze alan bir seriydi. Lenu'nun ağzından; kendi hayat hikayesini ve doğup büyüdügu sonrasında farkli imkanları olsada kopamadigi mahallesini anlatıyor. (Kopmak istese de!) Kitap dönemin tarihi olaylarından da bahsetse de benim icin önemli olan lenu ve lilaydı. Hem düşman hem arkadaş gibiydi ilişkileri, neden görüşmeye devam ettiğini sorguladığım yerler de oldu sonra aralarındaki bağla açıkladım durumu. Birbirlerine cok temel anlamlar yüklemişlerdi. bu bağdan bazen zarar gördüler bazen de işlev kaynakları oldu. Bir yandan doğduğun ev kaderindir klişesi Lenu imkanlarına rağmen alt sınıf gördüğü insanların yanında oturmayı tercih etti. Kendini o mahalleden kurtardığını düşünüp uzaklara gittiği oldu. Bazen o mahalleyi hep içinde taşıdığını hissedip kendisiyle çatisti. Ust sinif gordugu, vaziyetlerine yetisebilmek icin cabaladigi insanlarin icinde bulunup onlari tanimaya baslayinca ve onlarin zaafiyetlerini gorunce kendisiyle ( ve ailesiyle ve yetistigi yerle)barismaya basladi bence. Hatta Kendisine dönüşmekten korktugu annesinin adini kizina verdi. Kendisinin Lilayı ne kadar ideallestirdigini okurken bunun tek taraflı olmadığını Lilanın da kendisine fazlasıyla kudret atfettigini görüyoruz. Lilanin ona verdigi bu gucun sebebi Lenu'nun okumus ve yazan biri olmasi iken Lenu; Lilanın zekasi,insanı etki altinda bıraktığını dusundugu konusma tarzi ve kisiliginden etkileniyor. Birbirlerini oldukları hallerinden çarpıtıyorlar. Hisleri ve düşünceleri algılarını değiştiriyor. Durumu objektif yorumlayamiyorlar. Mesela Lenu, lilayi cok iyi tanıdığını dusunse de Lilaya fazla yakın olmayan kişilerin bile