Her cümlesini okuduğumda koca bir boşluk oldu içimde. İnsanları anlıyor muyuz, dinliyor muyuz? Hatta özel gereksinimli ve zihinsel engeli olan bireyleri. Nasıl davranıyoruz? Onların her zaman masum küçük bir çocuk gibi oldukları hep aklımızda mı? Yoksa bu kadar iyi empati kuramıyor muyuz.?
Charly zekası her arttığında aslında hayatın bu şekilde o kadar da mutlu etmediğini görüyor. Bir şeylerin farkına vardıkça kalbi daha çok acıyor kırılıyor.
Aslında o zaman farkında olmak o kadar iyi bir şey değil mi? Farketmemek daha mı mutlu eder insanı?
Ve biz bu kitabı okuduğumuzda Charlie'nin dilinden günlüğüyle karşı karşıya kalıyoruz. Tüm duygularını, yaşadıklarını yazmış. Adım adım neler hissettiğini, duygularının zekasının gelişmesiyle nasıl değiştiğini görüyoruz.
Hadi itiraf edelim ben dahil herkes hayatında bir kere de olsa ölmeyi düşünmüştür. Hatta şimdi öleyim de kurtulayım düşünceleri içerisine girmiştir. Ama ya öleceğiniz tarihi bilip o güne yavaş yavaş yaklaşıyorsanız. İşte bu ölümden daha da beterdir. Çünkü belki de o güne kadar hayatta çok şey değişecektir, belki de artık o sorun yoktur, belki de o bekleme süresinde yaşama nedenini bulmuşsunuzdur, artık neden yaşamalıyız yerine bu yüzden yaşamayalıyım diyebiliyorsunuzdur.
"Ölüm her an kapımızı çalabilir, ölümün bilincinde olarak yaşamak belki de bize hayatı daha çok yaşama fırsatı veriyordur"
Bu kitap üzerine biraz düşünülmesi gereken hayatı tekrar sorgulanabilecek enfes tek solukta okunabilecek bir kitap.