Duygular içlerinde kat kat artar. Ellerinin gerçekleştirdiği eylemler kalplerinin arzuladıkları değildir; kalplerinin dili ise dudaklarından çıkanların dili değildir. İşte her bir duyguları böylesine parçalanmış, çok çeşitli ve çok anlamlıdır.
Dostoyevskinin sanatsal açıdan bir trajedi olan yaşamı, etik açıdan benzersiz bir başarıdır. Çünki bir insanın kaderi üzerinde elde etdiği zaferi içsel bir efsunla fiziksel varlığının değerini yeniden dönüştürmesidir onun yaptığı.
“dostoyevski,sokağa çıkar ve her zaman aynı yolu kullanır.etrafındaki insanlar hakkında hiçbir şey bilmez ama sırf rus olmadıkları için onlardan nefret eder.almanya’daki almanlardan,fransa’daki fransızlardan nefret eder.yüreği yalnızca rusya’ya kulak kesilmişken,bedeni bu yabancı dünyaya kayıtsızca bitkisel bir yaşam sürdürüyordur.alman,fransız veya italyan yazarlardan herhangi biriyle sohbet ettiğine veya karşılaştığına dair hiçbir işaret yoktur.”