Gunay Huseynova

Gunay Huseynova
@Gunay04
Dostoyevski nin başlangıçta doğaüstü görünen ancak sonrasında muazzam bir gerçeklikle algılanan o insancıllığıyla ortak paydalarımızı keşfetmek için tabiatımızın en derin ve en mahrem köklerine kadar inmemiz gerekir. Yalnızca orada, yani varlığımızın en derinlerdeki değişmezliği ve ebediliğinde, kökleri birer birer ortaya çıkararak Dostoyevski'yle bir bağ kurmayı ümit edebiliriz.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Reklam
Ve bu iflah olmaz zihin, ancak kaderinin anlamını –kahramanca batışı– kavradığında onun iplerini kendi eline almayı başarır. Sadece güneşin batışı ve yükselişi arasındaki zamandır ona ait olan, yola çıkış ve çöküş arasındaki zaman, ama çocukluğunun coğrafyası kahramancadır: İnatçı ruhun yalçın kayalıkları sonsuzluğun kabaran dalgalarıyla sarılmış, kutsal süzülüş, bulutlara yapılan bu yakıcı yolculuk fırtınada kaybolup gitmiştir.
On sekizinci yüzyıl, böyle hissediyorlardı, yaşlılara ve bilgelere aitti, Voltaire ve Rousseau’ya, Leibniz ve Kant’a, Haydn ve Wieland’a, kısacası yavaşlara ve sabırlılara, büyüklere ve bilginlere aitti: Ama artık gençlik ve cesaret geçerliydi, tutku ve sabırsızlık zamanıydı. Güçlü bir şekilde ilerleyen büyük bir dalga kabardı: Avrupa Rönesans’tan bu yana zihnin böylesi mutlak yükselişine, bundan daha güzel bir kuşağa tanık olmamıştı
Yeni yüzyıl, on dokuzuncu yüzyıl, çocuklarını sevmedi.
Ölüm varoluşlarının yoksulluğuna karşı bir bedeldir ve vedalarına mistik bir güç ekler: Hayatı bir tragedya olarak yaşayanların ölümü de kahramanlar gibi olur.
Reklam