Günay Abdullayeva

%28 (36/128 syf.)
Antoine de Saint-Exupéry
8.8/10 · 280,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İlk ailemizden duygusal olarak uzaklaşmamızın, yeni ilişkileri sakin ve açık şekilde sürdürmemizi önleyeceği gerçeği de önemli bir sorundur. Ailemiz içinde farklı davranmaya başlayıp bu önemli ilişkide tıkanmışlıktan kurtulmamız, diğer ilişkilerimizde de daha büyük bir doyum yaşamamızı sağlayacaktır.
Aileler, üyelerinin her birinin nasıl düşüneceğini, hissedeceğini ve davranacağını belirten katı kural ve roller koyarlar ve bunlara karşı çıkmak hiç de kolay değildir. Ailenin bir bireyinin, eski aile senaryolarına uymayan yeni bir rol benimsemesi karşısında huzursuzluk doruğa çıkar ve herkes, eski tanıdık modelleri geri getirmeye çalışır.
Diğer pek çok kadın gibi Barbara da, annesinin yapamadığı bir şeyi elde etmek için uğraştığında suçluluk duyabilir. Bilinçaltının derinliklerinde bir yerde Barbara, kendisi hakkındaki kararlılığını sadakatsizlik olarak görebilir, sadece kocasına değil, ailesindeki geçmiş kuşakların kadınlarına da ihanet ettiğini düşünebilir. Eğer durum böyleyse, peşinde olduğu değişime bilinçaltından direnç gösterecektir.
Bu eski “aptal rolü oyna”, “erkeğin kazanmasına izin ver” ya da “patron oymuş gibi davran” talimatları tabii ki artık çağdışı kaldı. Ama verdikleri mesaj hâlâ, temel kural olarak pek çok kadının bilinç altında yaşıyor: Zayıf cins güçlü cinsi, zayıf cinsin gücünü fark etmekten korumalı ki, güçlü cins zayıf cinsin gücü karşısında güçsüzlüğe düştüğünü hissetmesin. Erkeklerin kendilerini daha güçlü hissetmelerini sağlamak için zayıf davranmayı ve kendi gücümüzden vazgeçerek erkekleri güçlendirmeyi öğreniyoruz.