Sabahattin Ali çevirilerinden oluşan “Üç Hikâye” adlı eseri, kitapçıdaki çalışanın tavsiyesi ile aldım. Öyle içten tavsiye etti ki, gözlerinin içi parıldıyordu. Zaten Sabahattin Ali, çok sevdiğim bir yazardır. Aldım kitabı, iyi ki almışım.
Eser; Sabahattin Ali’nin Heinrich von Kleist’ten yaptığı “San Damingo’da Bir Nişanlanma”, Adelbert von Chamisso’dan yaptığı “Peter Schlemihl’in Acayip Sergüzeşti”ve E.T.A. Hoffman’dan yaptığı “Duka ile Karısı” adlı üç hikayenin çevirisinden oluşuyor. Ali, önsözde 18. Yüzyıl Almanya’sındaki “romantik çığır” hakkında kısa bir bilgi veriyor. Ardından her hikâyenin başında, hikâyenin yazarı ile ilgili kısa bir biyografi verip her biri egzotik bir yerde veya çok eski tarihlerde geçen olaylar hakkında bizi aydınlatıyor. Tam da bu aydınlatmalar esnasında, Sabahattin Ali’nin biyograficiliği beni gülümsetti. Mesela E.T.A. Hoffman’ı anlattığı kısımdan iki örnek:
“Anası ve babası onu ukala bir amcanın terbiyesine bırakmışlardı. Fakat daha çok kendi haline terk edilmiş gibiydi. Çocukluğunda bir harika, erkenden kendini gösteren bir deha diye pohpohlanmış, şımartılmıştı. “
“Fakat hayatı yine karışıktı, kendisi gibi serseri ruhlu şair, muharrir ve aktör arkadaşlarıyla meyhanelerde sabahlıyor, zekâsını ve kabiliyetini çürütüyordu.” gibi örnekler :) Son derece samimi, öznel, sanki yazarın bizzat yanındaymış gibi anlatılan bu kısımlar beni gülümsetti ama sevgiyle. :)
“San Domingo’da Bir Nişanlanma” şimdiki Haiti Adası’ndaki bir acayip nişanlanmayı anlatıyor ama aslında anlatılan adanın yerlileri ile ordaki Avrupalılar arasındaki mücadele. Klasik romantik bir hikâyaydi aslında. 18. Yy.da Haiti Adası’ndaki bazı tarihi meselelere de temas ettiği için ilginçti.
“Duka ve Karısı” bir sergide görülen tablonun 1200'lere dayanan Venedik’te geçen