Spinozacı önerme, "sudan haz alan balıklar" gibi hayattan haz almayı öğrenmektir; yüzdükleri için balıkları hiçbir ödülün beklememesi gibi, insanların da bu hayat dışında bir hayat için bazı şeylerden el çekerek özlerini gerçekleştirmeleri ve iyi yaşamaları mümkün değildir. Öyleyse, iyi hayatın kendisinden başka bir ödül, kötü hayattan başka da ceza yoktur.
Dünyanın sütüne batmadığımız her gün, ereklerin bizden giderek uzaklaştırdığı sahte bir dünya hayalinin peşinde adımlarımız hızlanır. Biz hızlandıkça, bizden kaçan şeydir artık hayat.
Varlıklar arasında yalnız biz kederli insan varlıkları, "ulaşmak" tan "ilerleme" yi anlarız; öyle ki, ilerlemeye yönelik olmayan bir ulaşma kavramımız bile yoktur. Hedef, gaye, emel, amaç, ilerleme gibi kavramları yüceltip dururken, adeta erekselci varsayımlarımızın tetiklediği kederli bir öte için sevinçli bir şimdinin farkına bile varamaz oluruz.
Ne rüzgarın, ne yağmurun, ne sincapların ne de her mevsim, bir oraya bir yeniden buraya göç eden kuşların özel bir ulaşma ereği vardır. Bütün varlıklar için ulaşmanın tek anlamı vardır: Var-kalmak için çabalamanın sıradan hali! Yaşama direncinin gerektirdiği zorunlu yer değiştirmeler..