Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Aşktan içeri adımımı atmış bir kimseden geriye yalnızca aşka mağlup olmuş bir harabe kalır. Benlik kaleleri çoktan yıkılmıştır zira.
…Aşk, her şeyin kötüye gitmeye başlamasından önce hissettiğimiz son duygudur.
… “ Ah minel aşk!” Sözü kulağınıza çalınmıştır elbet. Edebiyat yoluyla dilimize geçmiş, Arapça bir ifadedir ve “ Ah, aşk yüzünden! Aşktan!” anlamına gelir. Kulağa fazla şiirsel geldiğini biliyorum ama insan hayatını ilgilendiren her şey de bakıp da “ ah minel aşk!” diyebileceğimiz bir nokta bulunur. Zira dünya aşk yüzündendir, kainat aşk yüzündendir, insan, sokak, şehirler, yollar, şarkılar, anılar, acılar, çocuklar, mektuplar, cenazeler hep aşk yüzündendir. Hayat aşk için ve aşk yüzündendir. Değil şiirlere , şarkılara, dosdoğru kimlik kartlarımıza yazılmalıdır ” ah minel aşk!” sözü .
Bazen de değersiz hisseden kişi, kendini diğer insanlara feda ederek değer görebileceğine inanır. İstenmeden yapılan iyilikler, içeride büyüyen gizli beklentilere sebep olur. Eğer herkesi memnun edersem, sürekli “ evet” dersem, ihtiyaçlarını karşılamak için kendimi feda edersem o zaman beni severler ve ben de değerli olurum. Ama bu bir paradoksa sebep olur. Ne kadar çok iyilik yaparsan o kadar az değer görürsün.
…. Ama değersiz hisseden insan, yarım kalmış bir hikayeyi tamamlamaya çalışır gibi hep kendine değersiz hissettiren insanlara karşı kendini kanıtlamaya çalışıyor.
… Eleştirel ebeveynler, manipülatif partnerler, kıyaslacı arkadaşlar ya da devamlı eleştiren iş arkadaşları. Sadece böyle insanlarla ilişkimizi gözden geçirerek bile daha değerli hissedebiliriz. Onları hayatımızdan çıkarmamıza gerek yok, kendini kanıtlamak için çırpınmaktan vazgeçmek ve bu insanlara karşı sınırlar oluşturmak yeterli olacaktır.
Bazılarımız anadan doğma savaşçıyızdır. Özgürlüğümüzü korumamız gerek. Benim için siyasi partiler önemli değildir. Nerede bir kötülük görürsem ona karşı çıkarım. Parti adlarının bir önemi yoktur. Özgürlüktür önemli olan. Halk, özgürlüğü için başkaldırmaz, direnmez. Bir lokma ekmeğe, bir kaşık çorbaya değişir özgürlüğünü. Bunun için onların altına ateş yakmak, haklarını aramalarını sağlamak gerekir. Demokrasi istiyorlarsa onu kazanmak için savaşmaları gerekecektir. Bütüncül yönetimleri yıkıp, özgürlük, mutluluk içinde yaşamalarını ancak biz düşünürler sağlayabiliriz onlara…
Yaşam süreci, insan vücudundaki organların tümü, bunların çalışmaları, görev bölümü yapmaları bizlerin kavrayamayacağı denli karmaşıktır. Hangi birimiz doğanın bu gizemliliğini çözümleyebiliriz?