Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
… Pulbiber Mahallesinin düm-tek tarihinde
Acıdan sızlarken burnumuzun direği
Morarmış çarşaflarımızı bayrak diye asardık
Dokunsalar dağılırdı iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Kıtırdı ve çıtırdı
Nedense iki kuşun ismine benzerdi kalbimiz
Biz böyleydik işte, lezzetimiz de böyle… böyle… böyle…
Süt deyince hep müstehcen şeyler geliyor aklıma
Şiirde tam pansiyon kalıyorum Füsun
Tonton kediler var bu mahallede hepsi de yazılıyor bana.
Ben sütleri hiç dökmüyorum Füsun
Kediler âleminde raconsuz bir davranıştır zira.
Bana artık büyü diyorlar
Kar tanrı kokuyor oysa Füsun bilmiyorlar.
Hızar sesi geliyor uzaklardan, çok uzaklardan
Beyaz bir varlığın talaşı gibiyim.
Ufalanıyorum İstanbul’a her kar yağışında
Geçen gün falımda beyaz bir kaplumbağa çıktı
Ben ona kardan kaplumbağa dedim, ismi bu
Artık büyüyüm Füsun
Bu mahallede bana kar helvası diyorlar
Soğuk ve tatlı manasında yani
Nam-ı müstear gibi bir şey bilirsin
Eriyorum Füsun
Sütten derelere karışıyorum aşk dediğimde
Harbi seviyorum yani
Acı denizlere doğru akıyorum.
Bana artık büyü diyorlar Füsun
Artık büyüyüm, bilmiyorlar.
Ükemin yürüyen caddelerinde acılarımızın kaynağını araştırıyorum
Kelimeler dişliyor kollarımı
Diş izlerinden bir saatle takip ediyorum zamanı
İsminden ismimle doğduğuma inanıyorum Füsun
Bu inanç hiç bitmiyor
Bazı yarım işleri artık tamamlıyorum.
İnsanlar öldüler, hep öldüler, bir gün öldüler
Anlaşılmaz!
Gecenin çekmecesinde unutuldular sonra
Bir inci kolye gibi dağılmış boncukları.
Belki bir gün balkona çıkar
Blok flütle çocuk şarkıları çalarım
''Dostluğun biz sevgisiyle toplanırız burada''
Sizler, bizler, ne bileyim herkesler...
İnsanlara uyanmalarını kim söylüyor füsun
kim sabah oldu diyor onlara?
Bana artık büyü diyorlar
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından
Karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.
Bilirsin işte Füsun gidişinden bu yana
Hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım!
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
Bir gece kalkıp bütün ışıkları yakacağım Füsun
şiirime ışıktan bir nokta koyacağım!
Artık büyü diyorlar bana
Ekmeğini salatanın suyuna banma
Ben artık büyüyüm Füsun
Zengin evlerinde Harry Potter oldum bu yaştan sonra
İstanbul’un kargaları İstanbul kadar kocaman
Bağırmak denen bir adam saltanatını kurmuş burada
Bir çok şarkının ortasında yürürken İstiklal caddesi
Tomtom mahallesine taşıyor beni
Ben yürüyorum Füsun cadde yürüyor
Bir cadı olduğumu buradan anlıyorum
Hiçbir takım tutmuyorum, yıldızların takımından başka
Bilirsin işte erkekler büyükayı, kadınlar küçük cezve
Bugün bir harf girdi atmosferime, tutuştu ve yandı
Siyah bir gelinliğe benzeyecek bu şiir
Uzun kuyruklusundan
İmgelerle yer değiştiriyorum Füsun
Şiirin bir odasına 300 milyon vereceğim
Durmadan mazmunlara sürgün gidiyorum olmuyor böyle.
Cümle kapıların önünde kelimelerle beş-taş oynuyorum.
Karanlık sokaklardan biraz korkuyorum
Ama korkmuyorum da esasında
Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya
Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma
Kelimelerin tadına bakıyorum
Zehrinden korktuğun acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla.
Kahverengi bir delik açıyor sayfanın ortasında
Elimde tuttuğum sigara
Ucu olmayan dize yakışıyor şiire