Düşünürlerin ortaya çıkmasında despotların katkısı büyüktür. Zincirlenmiş söz korkunçtur. Halk bir efendi tarafından susturulduğunda yazarın kaleminin uyarıcı etkisi iki üç katına çıkar. Bu sessizlikten düşünceye sızan ve tunç gibi katılaşan gizemli bir verimlilik doğar. Tarihteki baskılar tarihçinin özlü sözler kullanmasını sağlar. Herhangi ünlü bir nesrin granit gibi sağlam olması tiranın üst üste birikmesine neden olduğu düşünce birikiminin yoğunluğunu yansıtır.
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin, dedim; Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
Åşıklar meclisinde yer bulmuşuz birlikte; Dünyanın dertlerinden kurtulmuşuz birlikte; İçip birer kadeh bu sevincin şarabından Özgürlüğe ermiş, sarhoş olmuşuz birlikte.