Açlığın ebedi varlığı her yerde ve her şeydeydi.Akla gelebilecek her türlü suçun ve pisliğin yuvası olan dar ve kavisli sokakta, bu sokağı kesen diğer dar ve kavisli sokaklarda, paçavralar giymiş, başlarına kukuletalar takmış insanlarda, o paçavra ve kukuletaların kokusunda, dört bir yandaki hastalıklı, kasvetli görünümlü her bir nesnede... İnsanlar kendilerini kapana kıstırılmış birer av hayvanı gibi hissediyor olsalar bile, yine de içlerinde vahşi hayvanların içgüdülerine benzeyen bir kaçıp kurtulma ümidi barındırıyorlardı.
Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki, böyle bir şeyin de başka şeylerin de olması gayet mümkün; hatta mümkün olmaktan öte, şu gökkubbe altında bu tür şeyler her gün yaşanıyor.