Herkese merhaba
Gününüz nasıl geçti..
Veronika; 24 yaşında genç, güzel ama hayattan zevk alamayan, hep bir şeylerin eksik olmasından kaynaklı yeterince mutlu hissedemeyen bir kadındır. Bir gün intihar girişiminde bulunur ve gözlerini bir akıl hastanesinde açar. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Kitap, Veronika başta olmak üzere hastanedeki birkaç karakterin yaşadıklarını ve neden delirdiklerini anlatıyor.
Bosna ve Slovenya’da geçen kitabın sayfalarını çevirirken yazarın Simyacı'da olduğu gibi bu kitapta da kaleminin ne kadar güçlü olduğunu anlıyorsunuz. Toplumla birlikte hareket etmeyen insan davranışlarını, ruh hallerini, toplumun gözünde normal sayılamayacak davranışlar gösteren bir genç kızın öyküsünü çok akıcı ve özgün bir dille anlatmış. Can Yayınları'nın çevirisi de çok başarılıydı. Ayrıca kitabın kapağı da okurun kitaba karşı merakını tetikleyecek şekilde tasarlanmış.
Eğer gerçekten dikkatli okunursa günümüzde yaşayan herkesin kendi yaşadıklarından ve problemlerinden örnekler bulacağı bir kitap.
Veronika aslında ölmek istemiyor, toplum onun ölmesini istiyor. Düzene uymayan kim varsa deli olarak nitelendiriyoruz. Kitapta anlatılan ana felsefe, 'deli' olarak ifade edilen insanların aslında toplumca insanlara dayatılan hayatı kabul etmediklerinde insanlar tarafından deli olarak tanımlanmasıdır.
Paulo Coelho, ailesi tarafından akli dengesi bozuk sanılarak üç kez akıl hastanesine gönderilmiş. Akıl hastanesinde vakit geçiren biri tarafından yazılmış olması kitabı daha da ilgi çekici yapıyor. Ayrıca kitapta geçen "vitriol" ve "acılaşma" terimleri ile Dr. İgor'un Veronika'ya uyguladığı tedavi, kitabı bir üst noktaya taşıyan detaylar olmuş.
..Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bir tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı.