Aylin BALBOA ile tanışmama vesile olan kitap. En baştan şunu söyleyebilirim günlük hayat eseri fakat aşırı akıcı. Bazı insanların kafa sesi vardır, benim çocukluğumdan beri var. Hatta bazen sessiz düşünüp konuşup, sesli bir biçimde cevap veririm. Bu bir toplantının ortası da olabilir bir yemek masası da.. Kitabı okurken de sürekli konuştum kendimle, aklımda sürekli yasın evreleri dolanıp durdu. Acaba şu anda kaçıncı evredesiniz diye? Çünkü bence acı illaki ölümden gelmiyor.
Kitap aslında bilgi akış tekniği ile yazılmış gibi ama değil gibi de. Aylin BALBOA ne yaşadı ve neden yazdı diye düşünüp durdum. Ne yaşadığımdan çok onun ne yaşadığını merak ettim. nedense. Dengeyi duygusallık ve mizahla birlikte kurmuş.
Okumayı planlayanlar için şimdiden keyifli okumalar.
Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Krıstın Hannah ne yazsa okurum artık ben. Yine şahane bir kurgu. Şahane anlatım. Ara sayfalarda ağlamasaydım daha iyi olurdu tabi, hüznü nasıl bu kadar iyi işledin be kadın.
Evlilik ile savaş psikolojisini karşı karşıya getirip o kadar iyi anlatmış ki , arkadaşlığın gönüllü akrabalık olduğunu o kadar iyi işlemiş ki..
***Acıtsa da kurtarılması gereken bir aşkın varlığı sizi ne kadar güçlü kılabilir ki?
Güçlü kadın demek düşmemek değil düştüğünde geri kalkacağını bilmek bence.
Jolene beni çok etkiledin. Uzun süre hatırımda kalacağına eminim.
Keyifli Okumalar. Evden Çok UzaktaEvden Çok Uzakta
Dokunmadan
Malum bu aralar popüler kültürün kölesi biri olarak sosyal medyada çok konuşulan ve çok paylaşılan kitapları okuyorum. Hayal kırıklığına uğradığım tabi ki oldu ama bu kitap onlardan biri değil.
Tek kelime ile bayıldım. Kurgu müthiş, betimlemeler müthiş. Sesli bir şekilde okuyup tüm kitabı buraya aktarmak istedim resmen. O nasıl güzel kendini sorgulamaktır, nasıl güzel hayatın içinden geçip gitmektir. Normal şartlarda sayfa sayısı fazla olan kitaplar gerçekten beni hem yoruyor hem de sıkıyor. Fakat Nermin Yıldırım kelimeleri öyle yerlerde kullanmış ki , uzun süre bir cümlenin içinden çıkamıyorsunuz.
Yazarın 5. kitabıymış ve ben ilk kez okumama rağmen herkesin önce bu kitapla başlaması gerektiğine inandım okurken. Sosyal medya beni 3. kez yanıltmadı.
Kitap yarım kalmadı ama sanki bitmedi gibi de.
Ben genel olarak hayatta, verilmesi gereken tepkilerin tam zamanında verilmesi gerektiğini düşünüyorum. O tepkiler verilmedikçe aslında özü hayır demek istediğin bir zaman hayır demedikçe çığ gibi olup altında kaldığımızı düşünüyorum. Bu kitapta tam olarak böyle. Dilenmesi gereken bir özrün zamanında dilenmediğinde nelere yol açtığını ve akabinde onu nasıl tamir ettiğiyle ilgili bir kitap.
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar.
Bülbül
Neden kimse bana bir paket selpak mendil almam gerektiğini söylemedi ???
Önce Hamnet, sonra Masumiyet Müzesi. Şimdi de bu kitap.. Kolektifte yine bir şeyler oluyor..
II. Dünya savaşı dönemi. Fransa’da yaşayan iki kız kardeş. Babaları tarafından terk edilmenin acısı içlerine çöken ve hayatlarının geri kalan kısmında bu eksiklikle yaşamak zorunda olan iki kadın. Bu eksikliğe bir bilseniz daha neler ekleniyor, Üstüne bir de savaş. O kadar kayıp verildikten sonra hiçbir şeyin aynı kalmadığı iki hayat. Hitler’in acımasızlığı Fransa üzerindeki büyük yıkım. Savaşın ve kayıpların insanların kalplerinde nasıl derin bir yara olarak kaldığını resmen hissettim.
Sanırım yine uzun süre hafızamdan çıkmayacak olan bir kitap okudum.
Kitapta bazı detaylar sıkacak derecede fazla evet fakat yine de elinizden düşmeyecek. Cesur kadınları her zaman çok sevmişimdir, bu kitap cesur olan bir kadının gerçekten isteyince neler yapabildiğini bize net bir şekilde anlatmış. Hikaye iki kız kardeşin hikayesi gibi görünse de acayip farklı bir yöne akıyor. Resmen bir direniş hikayesi. Şu anda ülke gündemindeki mevzulardan dolayı nerdeyse Hitler’i anlama noktasına geldik evet ama savaşın, nedensiz kayıpların, bu zulmün hala bizde yeri olmamalı. Çocukları yaşarken koşarken görmeliyiz.. Beni derinden yaralayan ve bence bu kitabın yazılmasının bu söz üzerine olduğunu düşündüren cümle ise “ aşkta kim olmak istediğimizi, savaştaysa kim olduğumuzu keşfederiz.” oldu.
Savaş ve Savaş
Ne yalan söyleyeyim hiç beğenmedim. Kitap içinde kitap okudum resmen. Hikayeler o kadar karışık o kadar flu ki zevk almadım. Kitap kendini resmen akışa bırakmış, durmak bilmeyen cümleler, bitirmek için yarıda bırakmamak için okuduğum bir kitap oldu resmen. Okurken konsantrasyonum bozuldu bu yüzden bitsin diye hızlı hızlı okudum resmen.
Okumak isteyen sabır diliyorum :)
Keyifli okumalar.
Savaş ve SavaşLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2025191 okunma