Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte , sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır.
Deneyimler artık taşınır mallar gibidir; alınır, atılır, canımız çektiğinde kullanılırlar. Yirminci yüzyıl deneyimi, mağazadan bir şey satın almak gibidir.
Yirminci yüzyıld deliliğin ve özgürlüğün standartlaştırılması, yaşamın kendisindeki yoğunluk duygusunu ortadan kaldırmaktadır. Artık, hiçbir şey derinlemesine duyumsanmıyor. Derinliğe vakit yok. Tüm deneyimler uçarcasına yaşanmalıdır.
Düşünsene, birbirlerini yıllardır tanıyan insanlar bile çoğu zaman konuşacak bir şey bulamadıkları için dedikoduya sarılırlar. Dedikoduyu çek al, konuşmalarından geriye bir şeycik kalmaz.