“Başkasının acısını aşkını anlamak ne kadar mümkündür ?Bizden daha derin acılar,yokluklar,eziklikler içinde yaşayanları ne kadar anlayabiliriz?
Anlamak eğer kendimizi bizden farklı olanın yerine koyabilmekse dünyanın zenginleri, hakimleri kenarlardaki milyarlarca garibanı hiç anlayabildiler mi?”
Türkiye’de ki sokakların dizi yüzünden bomboş olduğunu da anladı ve aynı anda hayatını entellektüel alaycılık,siyasal dertler ve kültürel üstünlük iddiaları yüzünden bütün bu dizinin açtığı duyarlılıklardan uzakta,kupkuru yaşamasının kendi budalalığı olduğunu da kavradı.
“Yirmi yıl sonra yani otuz yedi yaşına bastığın o günlerde dünyadaki bütün kötülüklerin, yani yoksulların bu kadar yoksul ve akılsız olmalarının ve zenginlerin bu kadar zengin ve akıllı olmalarının,kabalığın şiddetin ve ruhsuzluğun yani sende ölme isteği ve suçluluk duyguları uyandıran her şeyin nedeninin herkesin herkes gibi düşünmesi olduğunu en sonunda anlamış olacaksın..”