bize öğretilen neydi? tolstoy dememiş miydi insan sevgiyle yaşar diye.
ama unutulan bir faktör var, insanoğlu kör.bakın nankör demiyorum sadece kör.
bu körlük yavaş yavaş etkisini gösteriyor içinde.çocukluğunda tanışır insan bu sendromla, en çok istediği oyuncağın eline verilmesiyle başlar, çok mutludur ama sıkılır, zaman geçer yerlerde sürünür o oyuncak.babaanne görmez üzerine basar, küçük kardeş kolunu kemirir.oyuncağın ruhu yoktur yapma diyemez.bir gün anne o büyük oyuncağı bir paket mandala değişir.çocuk oyuncağını bulamadığında çılgına döner ağlar zırlar ama her şey için çok geçtir.oyuncak gitmiştir.peki ders almış mıdır?
ne güzel günler yaşanmıştır onunla, ergen dizilerindeki gibi yağmur altında öpüşmeler saçma sapan gülüşmeler, maymunluklar,mutluluğun adı bu olmalı der insan, ama acımasız körlük yavaş yavaş diğerinden daha az sevene bulaşmıştır.
silahını temizlemeye başladığı anda anlarsınız.sonunuz yakın.sonunuz bir nefes kadar uzak,öleceksiniz.malum sonu yavaşlatmak için elinizden geleni yaparsınız fakat o silah göründüğü zaman elbet patlayacak dır.dizlerinizin üstüne çökersiniz, yalvarırsınız ama gözünü kırpmadan sizi vurur.vurulursunuz artık yoksunuzdur
ya bir süreliğine yada sonsuza kadar.
tanım - hissiyata binayen süresi ve etkileri değişkenlik gösteren buhran durumu aldatılmak
İnsan insana acı çektirerek hükmeder. Boyun eğmek yetmez. Acı çekmiyorsa, kendi iradesinde değil de senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın
Gerçekler, ne yaparsanız yapın, gizlenemezdi. Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir, işkence yapılarak sizden sökülüp alınabilirdi. Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa, sonuç ne fark ederdi ki