Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim! Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş? Aşkın gözyaşları serin serin, sağanak sağanak üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasıl da aşk yağıyor..!
Ey can, senden kalanları toplarken bir bir dökülüyor sabrımın sırça sıvaları. Rutubetini geceden alan hercai yalnızlıklarım küf atıyor gözlerimin karasına. Bilmezsin sen ayazda kalan düşlerin nasıl yeşerdiğini ya da vakitsiz gelen mevsimlerin takvimleri nasıl incittiğini. Sahi nereden bileceksin aşk yetimi bir yüreğin SAHİPSİZLİĞİNİ...
Zehra arkadaşlarına kendini babasız bir çocuk olarak tanıtmıştı. Haysiyet sahibi bir insan
için ailesini inkâr etmek kadar ayıp ve sefil bir şey olamayacağını biliyordu nitekim
babasının kabahati sadece fakirlik ve sefaletinden ibaret ol-42
ACIMAK
sa ondan utanmayacaktı. Bilâkis acıyacak ve sevecekti. Fakat o insanlık için bir yüz karası
idi.