BeyzaK

Bazen geçmiş sadece güzel anıların değil, tamamlanmamış duyguların da taşıyıcısı oluyor. O yüzden onu konuşmak bazen yalnızca hatırlamak değil; içimizde susturduğumuz bir duygunun sessizce dile gelmesi gibi hissettirir.
Duygu ve Düşünce
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kendin İçin Yaşa
Bazı insanların sıkça kullandığı ifadeler var: “Yaşama sebebim oldun”, “Sen olmasaydın hayata tutunamazdım” gibi sözler. Oysa insan en çok kendisi için yaşamalı. Her ne olursa olsun, bu hayatta hâlâ varsak, yolumuza devam etmeliyiz. Birinin gidişi, bir ilişkinin bitişi, hayatla bağımızı koparmamalı. Çünkü o gidince sen yok olmuyorsun. Sana en çok değeri veren sen hâlâ buradasın ve bu, yaşamın devamı için en büyük umut. Kendine öncelik verirsen, her yıkımda yeniden ayağa kalkacak gücü içinde bulursun. Başkasına ihtiyaç duymadan, kendi içinden gelen dayanma gücüyle doğrulursun. Önceliğin kendin olursa, başkalarını da daha sağlıklı, daha içten sevebilirsin. Çünkü en kıymetli sevgiyi önce kendine veren insan , başkasının sevgisine her zaman daha açık olur ve başkasını daha rahat sevebilir çünkü başkasının ona verdiği sevgi de eksiklik aramaz. En küçük bir sevgi bile, yeter ki içten olsun, yüreğine iyi gelir. Bu hayatta anlam bulmak için birine tutunmak zorunda değilsin, başkalarının seni sevmesini beklemek zorunda değilsin. Kendine bağlan, kendini sev. Ve bu bağlılıkla, özgürlüğün, gerçek sevmenin ve sevilmenin kapılarını arala...
Zaman
Zaman: Herkes için çok farklı anlamlar barındırabilen kelime. Ameliyattan bir sevdiğinin çıkmasını bekleyen insanlar için geçmeyen, geleceğini belirleyen sınava giren kişi içinse de yetişemediği bir kavram. Herkes için her an farklı olabilen bu kavram neden çok önemli neden bazı anlar geçmek bilmezken bazı anlarda da keşke şuan zaman dursa da bu andan ayrılmasam diyebileceğimiz kadar hızlı geçen bir şey. Zaman nedeniyle çok hızlı geçen o güzel zamanlarımız geçmişimizde kalıp bizi neden hep geçmişte yaşatıyor. Ya da hayal kurup geleceğimizi planladığımız zamanlarımızda neden bizi şuanımızdan koparıyor. Biz insanlar şuan hariç her zaman diliminde yaşıyoruz. Çok sevdiğimiz birini görünce iki saniye olsa bile yine geçmişte yaşıyoruz acaba onu bir daha görebilir miyim düşüncesiyle de gelecekte yaşıyoruz ve şuanda yanımızdan en sevdiğimiz hayvan geçse bile onun farkında olamıyoruz. Bir kitapta "Biz bu gezegende içinde bulunduğumuz anı yaşamayı reddeden tek canlılarız." sözüne rast geldiğimde ne kadar doğru olduğunu fark ettim. Zaman geçmiş gelecek ve "şuan" hiç olmayan şuandan ibaret ve bizim koca hayatımızda geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor. İnsanoğlu, bir soyutlamayla üç ana dilime ayırmıştır zamanı: Geçmiş, yaşanılan,gelecek. Oysa ya geçmişte yaşarız ya gelecekte. Yaşanılan zaman diliminin dışındayızdır. Ayrımına bile varamayız bunun. Neill' inde dediği gibi "Yaşanılan zaman,araya giren bir oyundur. Geçmiş ve gelecek üzerine kurulmuştur bu oyun. Kurgusuna da akışına da onlar yön verir." Ne kadar doğru değil mi. Biz şuanda yaşamalıyız geçmişimizin esiri olup geleceğimizin hayali içinde yaşayamayız. Biz şuandan ibaretiz ve şuan da varız geleceğimiz belirsiz geçmişimiz tarih...
Duygu ve Düşünce
Kendini yalnız hisseden insanlaraa
İnsanlar yalnızlıklarının nedenini hep eksikliklerinde aradı. Çirkinim diye mi yalnızım? Çok mu düşüncesizim? Çok mu ilgi istiyorum? Ben anlaşılamayacak bir insan mıyım? Diye diye aklından hep kötü özellikleri diye düşündüğü özellikler geçti. Ya tam tersiyse ya çevrene ben çok güçlüyüm imaji veriyorsan kendini her şekilde tamamlıyorsan ve karşındakide: "Bu kişinin bana ihtiyacı yok ben bunun yanında fazlalık gibi dururum."diyip senden uzaklaşıyorsa ya da kendini fazlalık gibi hissetmemek için sana bir adım atmıyorsa. Her şey bu eksikliklerinden (karşı taraf yüzünden düşündüğün eksiklikler) kaynaklanmayıp tamamen kendi güçlü yanların yüzündese de bu hissettiğin yalnızlık seni üzmeli mi? Bunu kabullenip diğer insanlara benim de bazı şeyler için yardıma ihtiyacım var mesajı verip yalnızlığını bozmalı mısın peki
1K