Her şeyi gördüm de, türlü türlü ağlayanları, sevda için, keder için, ölüm için ağlayanları gördüm de, umudun insanları ağlattığını ne görmüşlüğüm, ne de duymuşluğum vardır.
Bir çocuk can çekişiyor. Bacakları hurdahaş olmuş... Can çekişen çocuk toprağı tırmalıyor, otlara, toprağa dişlerini geçiriyor. Ağzı yeşil ot ve toprakla dolu. Uzun zaman öylece kıvrandı durdu. Toprağa rahatça kıvrıldı...
Saat dokuzda kalkacak otobüs saat üçte kalktı. Dokuzdan üçe kadar en az yirmi otuz kişi bekledik de, ihtiyar köylüden başka hiçbirimiz niçin bekliyoruz diye ağzımızı açıp laf etmedik. Beklemeye bizim kadar alışmış insanlar başka yerlerde de var mıdır acaba? Hiç sanmam.