Aydınlı Yörüğü, yüreğinde eski özgür günlerin hasreti, öteki Türkmenler gibi Çukurovaya yerleşmediğine çok pişmanlık duydu. Şaşkınlığı yıllar geçtikçe pişmanlığıyla birlikte büyüdü. Aydınlı çok süründü, perişan oldu, çok zarılık duydu. Başını Aladağdan Mersin ovasına, Antalya, Gediz ovasına, Çukurovadan Amik ovasına vurdu durdu. Dalgalar örneği ovadan ovaya çalkalandı durdu.
Horasandan geldik, yol boyunca, Acem Saraylar, Şah İsmail, daha öncesi savaşlar, kırık temrenler, Dadaloğlu, tutsaklık, sürgün, Çukurova, korku... Uzun korkular.
Obanın başı sıkılınca sancağa gelirler. Sancağın destanı vardır. Yüz yıldır söylemeye utanır oldular. Bir tek söz kaldı o günlerden, o görkemli destandan: Osmanlı bizim yiğenimiz olur.