Orda, Harvard'ın penceresi önünde dikilirken ant içtim kendi kendime: Uçmamı sağlayan kanatlarımın bana İslâmca takılmış olduğunu asla unutmayacaktım. Hiçbir zaman aklımdan çıkmaz bu gerçek. Bir saniye bile...
Yüksek bir bağlılık duygusuyla yaratılmıştı. En ufak bir ilgi kırıntısı, onun için derin anlamlar ifade edebilirdi. En ufak bir esintide, sonunu bilmediği yollara savrulmaya meyilliydi. Belki de bu yüzden, ömrü boyunca insanların sert duvarları, keskin bıçakları ile imtihan oldu. Yok hükmündeydi yıllarca, bu isyandan gelen beşerin gönül toprağında kök salmak isterken. Kuyudaydı Yusuf gibi. Öyle ya, her şey zıttı ile tedavi edilirdi. Belki de tüm bu yaşanılanlar,tüm bu acılar, bu ızdıraplar...onun kurtuluşu, onun şifası olacaktı.