Özgür ruha sahip bireyler olarak ne nesne ne de özne olduğumuzu, hiçbir şeye hakkımızın olmadığını ve bize verilen her şeyin devlet görevlilerinin bir lütfu olduğunu sürekli hissetmek zorunda kalıyorduk. Sürekli dinleniyor kayıt altına alınıyor, numaralandırılıyor polis aramasına tabi tutuluyor ve suçlanıyorduk.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dürüst ve orta halli bu aile kızlarının erkekler gibi düz taranmış saçlarının yerine eski saçlarını daha çok sevdikleri ve aslında elmalı keki sert içkilerden daha çok istedikleri belliydi. Halkın bu aşırı şehvet tutkusundan ve enflasyonun gerdiği ipin üstünde her gün yapılan bu sinir bozucu cambazlıktan bıktığı her yerde gözlemleniyordu. Savaş yorgunu ulus aslında sadece düzen, huzur az da olsa güven istiyor ve orta halli bir yurttaş olmanın özlemini çekiyordu. İnsanlar içten içe cumhuriyetten nefret ediyordu ama onların bu nefreti, cumhuriyet bu çılgınca özgürlüğü bastırdığı için değil tam tersine dizginleri aşırı gevşettiği içindi.
Paranın baş döndürücü değer kaybıyla Avusturya ve Almanya'daki bütün öteki şeylerin değerinin de düştüğü o yıllar ne kadar çılgın, ne kadar kargaşayla dolu ve ne kadar akıl almaz yıllardı. Coşkulu bir kendinden geçiş ve ahlaksızca bir dalavere dönemi sabırsızlığın ve fanatizmin inanılmaz bir karışımını oluşturuyordu. Abartılı olan ve kontrol edilemeyen her şey altın çağını yaşıyordu: teosofi, okültizm, spritizm, uyurgezerlik, antroposofi, el falı, grafoloji, Hint yoga öğretileri ve mistisizm. Şimdiye kadar bilinen bütün heyecanları geride bırakacak her şey morfin, kokain ve eroin gibi uyuşturucu zehirlerin her çeşidi inanılmaz bir sürüm buluyordu. Tiyatrolarda ensest ilişkiler ve baba cinayeti gibi konular işleniyordu. Politikada ise komünizm ve Faşizm en çok tercih edilen ekstrem konulardı. Buna karşın normal ve ölçülü olanın her çeşidi dışlanıyordu.
Yürürlükte olan her şeye sırf karşı çıkmış olmak için karşı çıkıyorlardı. Hatta doğanın isteğine ve cinsiyetler arasındaki değişmez kutuplaşmaya karşı çıkacak kadar ileri gidiyorlardı. Genç kızlar saçlarını kısa kestiriyordu. Hatta öyle kısa kestiriyorlardıki kısa saçları ile onları delikanlılardan ayırt etmek pek mümkün olmuyordu. Delikanlılar da kızlar gibi görünmek için sinekkaydı tıraş oluyorlardı. Eşcinsellik ve lezbiyenlik içsel bir dürtüden dolayı değil eski, meşru ve normale karşı çıkıldığı için dönemin en büyük modası oldu. Yaşamın bütün anlatım biçimleri radikal ve kökten değişmek için çaba gösteriyordu kuşkusuz bunu sanat da istiyordu.
...
Bir kişi ne kadar gençse, ne kadar az şey öğrenmişse, hiç bir geleneğe bağlı olmadığı için o kadar değerliydi. Sonunda gençliğin bize ebeveynlerinin dünyasına karşı duyduğu büyük öfke, kin ve nefrete dönüşmüştü.