Yazgılarına isyan edemeyeceklerini çoktan öğrenmişlerdi, çünkü her bakımdan her yerde onlar azınlıktaydı, zayıf ve kudretsizdi. Tek silahları duaydı. Çünkü dua olağanüstüydü ve korkuyu büyük vaatle uyuştururdu.
İstanbul hükümeti yok sayıldığı zaman hocalar ve şeriatçılık kışkırtıcılığı üçe bölünmüştür. Fakat hepsinin ortaklaşa düşmanı tazminata kadar “batılılaşma” davası idi. Devlet çöker çökmez ilk adımda kadın ve “tesettür” ve şer’iye mahkemeleri meselesini ortaya attılar.